CDP Türkiye


CDP'nin Karbon Fiyatlandırmasına Yönelik Araştırması Yayınlandı 

Başlıca uluslararası şirketler karbon fiyatlandırması ve iklim hedeflerine ulaşma konusunda ön planda olmalarına rağmen birçok şirket hala bu duruma hazırlıklı değil. CDP tarafından yapılan son araştırmaya göre karbona fiyat biçen şirket sayısı 1200’den fazla ve her sene %23’lük bir artış gösteriyor. Ayrıca bu şirketlerin neredeyse 150’si karbon fiyatlandırmasını kurumsal stratejilerine entegre etmiş durumda.

Toplam piyasa değeri 1.5 trilyon doları bulan 40 civarındaki büyük  uluslararası şirket, karbon fiyatlandırmasını özümsemelerinin işlerine somut bir olumlu etki gösterdiğini açıkladılar. Bu şirketler dahili karbon fiyatlandırmasının düşük karbon yatırımlarının iş gerekçesini göstermedeki değerini görmüşlerdir ve artık bu aracı iklim hedeflerini gerçekleştirmek ve şirket çapında stratejik avantaj sağlamak için kullanmaktadırlar. CDP’nin raporu, dahili karbon fiyatlandırmasının kurumsal stratejiye nasıl entegre edilebileceğini gösteren çeşitli yeni örnekleri de kapsamaktadır.

CDP araştırmasına göre yanıt veren şirketler ararsında daha önceki senelerde karbon fiyatlandırması kapsamında yaşanan artış hızı geçtiğimiz sene Paris sürecinin de etkisi ile 3 kat daha arttı. 

CDP’nin yayınladığı verilere göre toplam market değeri 12 trilyon dolar olan 600’den fazla başlıca uluslararası şirket, Paris Anlaşması kanunlaşmadan haftalar önce anlaşmanın gereklilikleri iş planlarına katmaya başladılar.

 
 

Su ve İklim için İşbirliği 

Su güvenliği-yeterli miktarda iyi kalitede tatlı suya erişim- düşük karbon hedeflerine ulaşmada ana maddelerden biri. Su kaynakları yönetimi geliştirilmeden, düşük karbon geleceğine geçiş yapılması ve Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Gelişim Hedefleri’nin gerçekleştirilmesi tehlikeye düşecektir.Aynı zamanda iklim değişikliğinin tatlı su kaynaklarının miktarı ve kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı öngörülmektedir. 

UN Global Compact CEO Water Mandate, CDP, SUEX VE WBCSD ve su konusunda temsilci olma niyetlerini gösteren şirketlerden oluşan The Business Alliance for Water and Climate (BAFWAC) adında bir program oluşturdu. UNFCCC tarafından desteklenmekte olan bu program şirketlere kurumsal sorumlulukları çerçevesinde, önemli bir hareketin öncüsü olma fırsatını sunuyor.

Erken harekete geçmek ve liderlik etmek, şirketlerin kar hanelerine ve bağlı oldukları ve etkiledikleri toplumlara ve çevresel sistemlere faydalı olacaktır. Bu duruma uyum sağlayarak kurumsal yatırımcılara kendi çalışmalarını tanıtmış olmakla birlikte bu önemli paydaşlara şirketlerinin riskleri anladığı ve etkili bir adım attığı konusunda güvence vereceklerdir.

 
 

CDP'nin Çimento Sektörü Hakkında Hazırladığı Son Araştırma Raporu Yayınlandı 

CDP çimento endüstrisini kapsayan son raporunu yayınladı. Rapor CDP’ye açıklama yapan en büyük 12 halka açık, küresel çimento şirketini ele alıyor ve bu şirketleri finansal performanslarını etkileyebilecek iklim ile ilgili ölçütlere göre oluşturulmuş bir fikstürde sıralıyor.

Ana çıkarımlar:

  • Çimento şirketlerinin karbon yoğunluklarında büyük bir farklılık var.
  • Önemli şirket kazanımları, daha sıkı karbon fiyatlandırma düzenlemelerinden dolayı riske girebilir.                                                    
  • Çimento endüstrisi düşük karbon ekonomisi sınıfına girmek için daha güçlü hedeflere ve araştırma ve geliştirme kaynaklarının arttırılmasına ihtiyaç duyuyor.
 
 

CDP Yanıtlama Süreci 30 Haziran’a kadar devam ediyor

CDP İklim Değişikliği ve CDP Su Programları kapsamında uluslararası yatırımcılar tarafından çevresel verilerini açıklamaya davet edilen şirketler için CDP’ye yanıt verme süreci devam ediyor. 30 Haziran tarihine kadar yanıtlarını CDP Online Yanıtlama Sistemi’ne kaydetmesi beklenen şirketlerin verileri sonraki süreçte derecelendirme ve rapor için CDP ekibi tarafından analiz edilecek.
 
 

CDP İklim Değişikliği ve CDP Su Programı Eğitimleri Gerçekleştirildi

Şirketlere 30 Haziran 2016 tarihine kadar sürecek olan yanıt verme sürecinde destek olmak amacıyla 6 Nisan tarihinde Salt Galata’da bir eğitim gerçekleştirildi. CDP’den gelen uzmanımız Kristian Hardeman tarafından verilen bu eğitimin ilk kısmı iklim değişikliği, ikinci kısmı ise su konularına odaklandı.  50 civarında şirketten katılım gerçekleştiği eğitimde şirketlere hem yanıtlama süreci ile ilgili teknik bilgiler verildi, hem de program ve konular ile ilgili kapsamlı bilgiler aktarıldı.
 
 

CDP Türkiye Paris İklim Zirvesi’ne Katıldı

CDP Projeler yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş Paris’te gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne Türkiye heyeti içerisinde katılan isimlerden biri oldu. Hem Türkiye’ye özel gelişmeleri hem de CDP’nin global olarak COP21 sürecine yönelik olarak başlattığı girişimleri takip etmek ve toplantılara dahil olmak adına Paris’e giden CDP Türkiye yöneticisi süreçle ilgili deneyimlerini birçok platformda paylaşma fırsatı buldu.
 
 

CDP’nin 2016 Yılı Otomotiv Sektörü Raporu Yayınlandı

•    VW skandalından 6 ay sonra: Yedi otomotiv üreticisi daha 4,8 milyar US$’a kadar cezaya maruz kaldı; GM ve Ford bu şirketlerin başında geliyor;

•    Sıkılaşan emisyon düzenlemeleri özellikle Çin’de olmak üzere gelişmiş taşıt pazarını canlandırıyor;

•    Nissan, Renault, BMW ve Toyota çevresel ölçütlere göre en ön sırada geliyorlar;

•    Suzuki, Tata Motors, Hyundai,FCAise açıklama yapanlar arasında en alt sırada.

Toplam hisse değeri 846 milyar USD’yi bulan dünyanın en büyük 15 otomotiv şirketini inceleyen yeni rapor, sıkılaşan emisyon düzenlemelerinin 6 ay önce gerçekleşen Volkswagen skandalı ardından önemli bir etkiye sebep olduğunu ortaya koymuştur.

Rapor, 2015 yılında kurumsal yatırımcılar tarafından en iyi iklim değişikliği araştırmalarına imza atan kurum seçilmiş CDP’nin verilerinden yararlanmaktadır. Bu veriler dünya çapında sıkılaşan emisyon düzenlemeleri sebebiyle, Volkswagen’in potansiyel olarak büyük cezalarla karşı karşıya gelecek olan tek üretici olmadığını göstermektedir. Yedi ayrı otomotiv üreticisi daha emisyon seviyeleri nedeniyle 4,8 milyar USD’a kadar çıkan cezalarla karşı karşıya gelecektir. En büyük şirketlerden olan Ford ve General Motors’un cezaları sırası ile 1,8 milyar USD (EBIT’in %114’ü) ve 1,2 milyar USD’yi (EBIT’in %27’si) bulabilir.

Rapor ayrıca gelişmiş taşıtlar konusunda ön plana çıkmış şirketleri de belirterek, bu şirketlere Aralık 2015’e kadar emisyonları limitleyen Paris Anlaşması ve motorlu taşıtların önüne geçen tedbirler gibi gelişmeler konusunda rekabetçi bir avantaj sağlıyor. Nissan, Renault ve Volkswagen bu alanda CDP’den A notu alan tek şirketler. Volkswagen geçtiğimiz yılda 5 yeni gelişmiş taşıt modeli daha tanıtarak gelişmiş araç satışlarında global olarak üç katı bir artış sağlamıştır. En sıkı yolcu taşıtı emisyon hedeflerinin yer aldığı Çin’de gelişen bir market ile gelişmiş araçlar konusunda önemli fırsatlar yer almaktadır. (CDP’nin tahminlerine gore 2020 yılında Çin yaklaşık olarak 2 milyon gelişmiş araç satışı yapabilir.)

CDP’nin otomotiv Süper Lig Tablosu (STL) iklim düzenlemelerine en hazırlıklı olan şirketleri göstermektedir:

Raporun Ayrıntılı Özetine Buradan Ulaşabilirsiniz

 

Tedarik Zincirlerinin Yarısı İklim Risklerinden Habersiz

Birleşmiş Milletler İklim Konferansı’nda kararlaştırılan tarihi uluslararası anlaşmanın ve Davos’tan gelen, iklim değişikliğinin dünyanın en etkili sorunu olduğunu belirten haberlerin ardından L’Oreal, Walmart ve Dell gibi başlıca şirketler, yeni iklim düzenlemelerini üzerine çalışmaya başladı. Fakat, başlıca tedarikçilerinin yarısı kendilerine iletilen veri taleplerini yanıtlamayarak iklim risklerinin anlaşılabilmesini ve yönetilebilmesini engelliyor. CDP ve BSR ortaklığında hazırlanmış, tedarikçiler ve kurumsal müşteriler tarafından sağlanmış dataları içeren en geniş çalışmayı burada bulabilirsiniz.

COP21 Paris anlaşmasına göre bu yüzyılın sonundan önce global sera gazı emisyonu net sıfırın altına inmeli. Tedarik zincirleri, şirketlerin doğrudan operasyonlarının dört katı daha fazla global sera gazı emisyonuna sebep olarak önemli ölçüde riske neden olmalarına rağmen şirketlere emisyonlarını azaltmak için yeterli fırsatlar sağlamaktadırlar.

Bu sebepten ötürü CDP Tedarik zinciri programı kapsamında tedarik zincirlerinde 2 trilyon Dolar varlığı temsil 75 global şirket tedarikçilerinden (7879 ana tedarikçi) karbon emisyonları ve iklim risk stratejilerine yönelik verilerini paylaşmalarını talep ediyor. 4005 tedarikçi yanıtlarını iletirken, davet edilen şirketlerin %49’u müşterilerinin taleplerini yerine getirmeyerek, karbon kullanımı kısıtlandırılmış bir dünya için hazırlanan global şirketlere azımsanamayacak büyüklükte bir kör nokta yaratıyor.

CDP’ye açıklama yapan tedarikçilerin iklim performansı gün geçtikçe gelişmekte. En az üç yıl boyunca CDP’nin tedarik zinciri programına katılmış olan tedarikçiler ilk yıldır yanıt verenlere nazaran, iklim yönetiminde daha dayanıklı bir tutum sergilemektedirler. Örneğin, tekrar katılan 1850 katılımcının dörtte üçü iklim riski yönetimi prosedürlerini yürürlüğe koymuş ve aktif bir şekilde emisyonu azaltmıştır. 1258 yeni katılımcının yarısından azının bu avantajlara sahip olması, ölçüm ve açıklamaların doğru yönetim sağladığını açıkça göstermektedir.

Düzenli açıklama yapanlar finansal faydaları fark etmekte de daha başarılıdır. Bu katılımcılar, her karbon azaltımı projesi için yıllık ortalama 1.5 milyon Dolar tasarruf etmektedirler. Yeni katılımcılar ise her girişimleri için 900.000 Dolar tasarruf etmektedirler.

CDP tedarik zinciri üyesi global şirketlerin performanslarını değerlendirmeleri ve geliştirmeleri için tedarik zinciri kapsamında yanıt veren şirketler karbon ve iklim değişikliği yönetimi konusunda derecelendirilecek ve sonuçlar 2017 tedarik zinciri raporunda açıklanacak.

 
 

Temiz Karbon Veri Seti Çalışması

CDP şirketlerin sera gazı emisyonlarının verisini içeren bir veri seti hazırlamak amacıyla geçtiğimiz iki ay boyunca şirketlerle iletişim halindeydi.
CDP yatırımcıların erişebildiği sera gazı emisyonu datalarının doğruluğunu ve bütünlüğünü sağlayarak, şirketlerin ve yatırımcıların portföylerinden ortaya çıkan dataların analizine olanak sağlıyor. Enviance Inc. ve Carnegie Mellon Üniversitesi’nden iki profesörün katkılarıyla CDP bugün,  şirketin kendisi tarafından beyan edilmiş emisyon datalarının doğruluğunu değerlendiren ve açıklamada bulunmayan şirketlerin Kapsam 1, 2, 3 emisyonlarını hesaplayan yeni bir metodoloji ve destekleyici modeller lanse etti. Bu metodoloji, karbon ayak izi gibi alanlardaki tartışmalara çözüm getirecek ve yatırımcıların portföy analizlerinde kullanmak üzere yüksek kalite emisyon datalarına erişebilmesini sağlayacak.Kapsam 3 emisyonlarının da yer alması, yatırımcıların kurumsal sera gazı emisyonuna yönelik değer zinciri odaklı değişmiş algısına işaret ediyor.

Bu metodoloji 2009’dan itibaren Kapsam 1 ve Kapsam 2 datalarının altı yılıyla birlikte ilgili işlem öncesi ve sonrasına ait en yeni raporlama döneminin Kapsam 3 Kategorilerini de içermektedir. Temiz ve tamamlanmış veri seti CDP yatırımcıları için ücretsiz bir şekilde  CDP Portal’ında mevcuttur. Tarihsel verilerin bir alt kümesi ise CDP’s Open Data Platform üzerinden herkese açık bir şekilde mevcuttur.

 
 

CDP Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi'nde Karbon Hareketi(Carbon Action)ile İlgili Verileri Açıkladı

- 22 trilyon dolar değerinde yatırımcı grubu CDP öncülüğünde 1300’den fazla şirket ile ilişki içerisinde;
- 641 ton CO2e azaltımı-168’den fazla kömür bazlı enerji santralinin kapatılmasına eşdeğer;
- Sera gazı emisyonu hesaplamalarında ‘ortak dil’ belirlemek amacıyla yeni bir metodoloji.
 
Bugün COP21 zirvesinde açıklanan yeni veri grafiği, yatırımcıların karbon azaltımında kurumsal hareketi teşvik ettiklerinde ortaya çıkan etkileyici sonuçları göstermekte. CDP’nin Karbon Hareketi girişimi, bu yıl sera gazı emisyonunun 641 milyon ton CO2e kadar azaltılmasını ve enerji verimi, düşük karbonlu enerji alımı ve donanımı, emisyon azaltımı ve gelişmiş ulaşım teknolojilerinin kullanımı gibi emisyon azaltımı odaklı proje sayısının %130 artmasını sağladı.
Karbon Hareketi, 2011 yılında 6.7 trilyon dolar değerinde 35 yatırımcıyı kapsarken bugün 22 trilyon dolar varlığı değerinde 304 yatırımcıyı bir araya getiriyor. Grup şirketlere iklim değişikliği ile mücadele etmek için 3 yol sunuyor: i) emisyon azaltımında bulunmak; ii) halka açık bir şekilde emisyon azaltımı hedeflerini açıklamak; ve iii) pozitif geri dönüş sağlayacak emisyon azaltımı projelerine yatırım yapmak.
Karbon Hareketi petrol ve gaz, elektrik, malzeme, madencilik ve metal, ulaşım ve temel tüketici ürünleri gibi enerji yoğunluklu sektörlerdeki şirketleri değerlendiriyor.
Sonuçlar aşağıdaki maddeleri de içermektedir:

-Emisyon azaltımında %77’lik bir artış, atmosferde 641 milyon daha az ton karbondioksit olması anlamına geliyor. Bu rakam 168 den fazla kömür bazlı elektrik santrali[1] kapatılmasına eşdeğer. Yanıt veren şirketler %145’lik bir artışla 2011’den itibaren 6 katına, 552’ye çıkmıştır.

-Emisyon azaltımı projesi sayısında %130 artış ve yatırımlarda 86 milyar dolar eden %121’lik artış gerçekleşmiştir. 

-CDP’nin Karbon Hareketi örneğindeki şirketlerin %23’ü 2015’te emisyon azaltımına yönelik hiçbir hedefi olmadığı için hala endişeye sebep olmaktadır.

 
 

CDP Türkiye 2015 İklim Değişikliği Raporu Açıklandı

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından, Akbank’ın ana sponsorluğu ve Deloitte Türkiye’nin derecelendirme ve rapor desteği ile yürütülen CDP İklim Değişikliği Programı’nın Türkiye raporu, kamuoyu ile paylaşıldı. Rapor, 19 Kasım 2015, Perşembe günü Sakıp Sabancı Müzesi the Seed salonunda düzenlenen etkinlik ile açıklandı. Şirketlerin iklim değişikliğine yönelik stratejilerini uluslararası kurumsal yatırımcıların bilgisine sunabileceği bir platform sağlayan CDP, dünyanın en prestijli ve yaygın çevre girişimi olarak kabul ediliyor. CDP Türkiye 2015 İklim Değişikliği Raporu, CDP’ye Türkiye’den dahil olan 46 şirketin verdikleri yanıtların analizini içeriyor.

CDP Türkiye İklim Değişikliği Projesi’nin başlangıcından itibaren yanıt veren şirketlerin sayısında %250 oranında bir artış yaşandı. Yanıt veren şirketlerin %95’i iklim değişikliğini üst düzey ve yönetim kurulu seviyesinde ele aldığını belirtti. Şirketlerin %89’u da iklim değişikliğini iş stratejilerine entegre ettiğini açıkladı.
CDP Türkiye İklim Değişikliği 2015 Raporu'nun açıklandığı toplantının açılış konuşmasını Akbank Yatırımcı İlişkileri ve Sürdürülebilirlik Bölüm Başkanı Cenk Göksan yaptı. Ardından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Genel Sekreteri Christiana Figueres’in konuşması yayınlandı. Toplantının ana konuşmacısı BlackRock Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Kurumsal Yönetim ve Sorumlu Yatırımlar Direktörü Amra Balic’in konuşmasının ardından CDP Yönetim Kurulu Başkanı Paul Dickinson’ın konuşması yayınlandı. Etkinlikte Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ve CDP Türkiye Direktörü Melsa Ararat CDP 2015 Küresel İklim Değişikliği ve CDP Türkiye 2015 İklim Değişikliği Raporları hakkında bilgi verdi. Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi.

CDP Türkiye İklim Liderleri’nin de ödüllendirildiği etkinlikte, yerel olarak belirlenen “CDP İklim Saydamlık Liderlik Endeksi" (CDLI) listesinde yer alan T. Sınai Kalkınma Bankası, Brisa, Garanti Bankası, Turkcell İletişim Hizmetleri ve Arçelik “CDP Türkiye İklim Saydamlık Lideri” ödüllerini aldılar. Küresel olarak belirlenen "CDP İklim Performans Liderlik Endeksi" (CPLI) listesine girerek A bandında yer almaya hak kazanan tek Türk şirketi ise Garanti Bankası oldu ve “CDP Türkiye İklim Performans Lideri” ödülünü aldı.

CDP Türkiye İklim Değişikliği 2015 Raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Raporun özetini de içeren basın bültenine buradan ulaşabilirsiniz.

 

CDP Global İklim Değişikliği Raporu Açıklandı: 4 Kasım 2015

2015 CDP Global İklim Değişikliği Raporu, kurumsal dünyanın iklim değişikliğine yönelik tepkilerinin global bir analizini sunuyor. Bu rapor 2015’te 1997 şirketten gelen veriler ile 2010 yılında 1799 şirketten gelen verileri karşılaştırıyor.
95 trilyon US$’lık varlığı temsil eden 822 yatırımcı tarafından şirketlere CDP iklim değişikliği programı kapsamında açıklama yapmaları istendi. Bu şirketler 51 ülkeyi  kapsıyor ve dünyadaki halka açık şirketlerin toplam piyasa değerinin %55’ini temsil ediyor.

Yapılan analizin ana çıktıları:
-    Şirketlerin ve yatırımcıların iklim değişikliği konusunda aksiyon alma hızı ivme kazandı
-    Şirketler iklim değişikliği konusunda çok daha şeffaf ve sorumlu hale geliyor
-    Ekonomik bir devrimin eşiğindeyiz
-    İklim değişikliğini durdurmaya yönelik aksiyonlara devam etmek, anlamlı kurumsal taahhütlerde bulunmak ve COP21’de iddialı bir küresel anlaşmanın imzalanması iklim değişikliği konusunda ihtiyacımız olan değişimi sağlayacak ortamı yaratacaktır.
-    İklim değişikliği konusunda şirketlerin attığı adımlar, geçtiğimiz beş yılda ivme kazanmış ve düşük kabon ekonomisine yönelik kurumsal desteği göstermiştir;
-    Yatırımcılar küresel düşük karbon ekonomisine geçişin sağladığı stratejik fırsatların farkına varıp bu konuda gittikçe daha fazla kurumsal sorumluluk talep ediyorlar ve yatırım kararlarını verirken bu verilerden yararlanıyorlar;
-    CDP sera gazı emisyonunu azaltmak ve iklimi korumak için ölçüm, şeffaflık ve sorumluluk prensiplerini destekliyor;
-    COP21’de imzalanacak iddialı bir küresel anlaşma, kurumsal dünyanın iklim değişikliği ile mücadelede tüm potansiyelini ortaya çıkaracak ve bilime dayalı bir emisyon azaltımı politikasının oluşmasını sağlayacaktır.

 
 

CDP 2015 A Liderler Listesi Açıklandı

COP21’den (ulusal liderlerin karbon emisyonunu azaltmaya ve küresel sıcaklıkların artmasını önlemeye yönelik küresel bir anlaşma imzalamak için buluştukları Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’ndan) 3 hafta önce, dünyanın en büyük şirketlerinden gelen açıklamalarla şirketlerin son 5 yılda iklim değişikliğine yönelik bir çözümün bir parçası olabilmek için stratejilerinde ne denli bir değişikliğe gittikleri açığa çıkıyor.

95 trilyon US Dolarını temsil eden 822 yatırımcı adına hareket eden ve dünyanın en kapsamlı kurumsal iklim verisine sahip olan CDP 2015 Global İklim Değişikliği Raporu’nu açıkladı.
Rapor iklim değişikliğini önlemeye yönelik adımlarıyla en iyiler arasına giren şirketleri kapsayan 2015 İklim A Listesi’ni içeriyor.
2000’e yakın şirket CDP’nin derecelendirme metodolojisine göre değerlendirildi ve 113 şirket A listesinde yer aldı. Toplam piyasa değeri açısından ilk üçte yer alan Apple, Microsoft ve Google gibi şirketlerin yanı sıra Türkiye’den de Garanti Bankası 2015 yılında A listesine girmeye hak kazanan tek Türk şirketi oldu.
Şirketler küresel olar
ak harekete geçerek düşük karbon ekonomisine geçişi kolaylaştıracak yatırımları gerçekleştiriyorlar. Örneğin, %94, yani neredeyse şirketlerin tamamı yönetim kuruluna ya da üst düzey yönetime iklim değişikliğine yönelik sorumluluklar yüklüyor ve %75’i iklim performansını artırmak için teşviklerde bulunuyor.
Şu anda her on şirketten dokuzu, karbon emisyonlarını azaltan aktivitelerde bulunuyor, 2010’da bu rakam neredeyse yarısından daha azdı. Ayrıca sera gazı emisyonlarını azaltma hedefi koyan şirketlerin yüzdesi 2015 yılında 2010 yılına göre iki katından daha fazla artmış durumda.

Meg Whitman, Hewlett Packard Enterprise Başkanı ve CEO’su, kurumsal dünyadaki artan ivme yatırımcıların iklim değişikliği kapsamında talep ettiği verilerle kesişiyor. Eğer yeni açıklanan ve ‘Red Line’ olarak bilinen Landmark Emeklilik Fonu Oylama Kılavuzları (Landmark pension fund voting guidelines) uygulanırsa, CDP’ye açıklama yapmayan CEO’lar risk altında kalabilir. Daha fazla yatırımcı sürdürülebilir geleceğe yatırım yapıyor: 2014’te bu alandaki fonlara 21.4 trilyon USD yatırıldı ve bu miktar iki yılda %61 arttı.
Şirketler yatırımcıların ihtiyaçlarına CDP’ye raporladıkları verilerin kalitesini arttırarak cevap veriyor. Fakat, CDP yoluyla yatırımcılarına verilerini açıklamayan birçok şirket göze çarpıyor;  Agricultural Bank of China Ltd, Berkshire Hathaway ve Facebook gibi.
799 şirketten gelen verileri karşılaştırıyor.

 
 

CDP 2015 Küresel Su Raporu ve Türkiye Sonuçları Açıklandı

Dünyanın en güçlü ve etkin yeşil sivil toplum kuruluşu CDP’nin, su kaynakları konusunda özel sektörü harekete geçirmeyi amaçladığı CDP Global Su Raporu ve Türkiye sonuçları, 27 Ekim 2015 tarihinde Salt Galata’da yapılan toplantıyla açıklandı.
CDP’nin ‘Aksiyonu Hızlandırma’ (Accelerating Action) başlıklı yeni Küresel Su Raporu’na göre dünyada toplamda sekiz şirket, su yönetimine yaklaşımlarından ötürü CDP Su A Listesi'ne girmeye hak kazandı. Bu liderler listesinde Türkiye’den bir şirket bulunmuyor.
Bu yıl ilk defa açıklanan Türkiye sonuçlarına göre ise şirketlerin; %36'sı son raporlama yılında sudan kaynaklı olumsuz etkilere maruz kaldığını bildiriyor.  Şirketlerin %64'ü suyun işletmeleri için önemli bir risk haline geldiğini bildirirken, %86’sı ise suyun şirketleri için fırsat yarattığını belirtiyor.
CDP Su Programı ilk kez 2015 yılında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından, Garanti Bankası’nın desteği ve işbirliğiyle hayata geçirildi. CDP 2015 Küresel Su Raporu’nun çıktılarının yanı sıra Deloitte Türkiye’nin de desteği ile hazırlanan Türkiye’den yanıt veren şirketlerin analizini içeren CDP Türkiye Su Sonuçları Raporu 27 Ekim 2015 Salı günü saat 10:00’da, Salt Galata’da gerçekleştirilen toplantıyla kamuoyuna duyuruldu.
CDP Küresel Su Raporu’nun ana çıktılarının ve CDP Su Programı’nın Türkiye sonuçlarının paylaşıldığı toplantıda açılış konuşmalarını Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Sondan Durukanoğlu Feyiz, Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin yaptılar.  CDP Su Programı Başkanı Cate Lamb’in video mesajından sonra Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Dr. Melsa Ararat CDP Küresel Su Raporu ve Türkiye sonuçlarını sundu.

- CDP Su Programı Global ve Türkiye sonuçlarının özetin
e yer veren basın bültenine ulaşmak için lütfen buraya tıklatın
- CDP 2015 Küresel Su Raporu’na ulaşmak için lütfen buraya tıklayın
- CDP 2015 Türkiye Su Sonuçlarına ulaşmak için lütfen buraya tıklayın
 
 

Harekete Geç:

CDP'nin İklim Konusunda Liderlik Taahhütü Kampanyası

Bu Aralık ayında Paris’te gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP21) öncesi, CDP ve We Mean Business partnerleri, şirketleri açıkladıkları verilerin ötesine bakmaya ve  iş dünyası adına küresel bir iklim anlaşmasına olan desteklerini dile getirmeye çağırıyor. Güncel verilere göre, 217 şirket bir ya da daha fazla iklim girişimine taahhüt etmiş durumda. Bu girişimler:

-Bilime dayalı emisyon azaltma hedefine taahhüt etmek

-Elektriğin %100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamaya taahhüt etmek

-Tüm tedarik zincirinden ormansızlaşmaya neden olan emtiaların çıkarılmasına taahhüt etmek

-Kurumsal raporlarda iklim değişikliği bilgilerinin sağlanmasına taahhüt etmek

-İklim politikasında kurumsal sorumluluk almaya taahhüt etmek

-Karbona fiyat biçme taahhütü vermek

-Kısa ömürlü hava kirletici emisyonları azaltmaya taahhüt etmek

Düşük karbon ekonomisine kamuoyuna açık destekte bulunmak için yenilikçi ve uygulanabilir girişimlerden herhangi birine ya da hepsine taahhüt edin ve gelecekteki karlılıklarını korumak için şimdiden adım atmış, sayısı gün geçtikçe artan şirketlerin arasına siz de katılın.

 
 

CDP, Şirketleri "Paris İklim Hareketi Antlaşması"nı İmzlalamaya Çağırıyor

The Paris Pledge to Action COP21  başkanlığının (Fransız hükümeti) yeni bir girişimi olup COP21 sırasında lanse edilecektir. Fransız hükümeti , Paris Pledge for Action adıyla, iklim değişikliği konusunda devlet harici liderlik öneren ve küresel bir anlaşmayı destekleyen bir açıklama yapacak. Paris Anlaşması şehirleri, eyaletleri ve bölgeleri hedeflediği gibi şirketleri, yatırımcıları ve diğer devlet harici aktörleri de hedeflemekte. Anlaşmayı imzalayanlar iklim hareketine kuvvetli bir şekilde bağlılık sözü verirken yeni, küresel bir iklim anlaşmasının benimsenmesini de destekliyorlar.

Bu anlaşmanın diğer sözlerden farklı olduğunu fark etmek önemli çünkü bu anlaşma diğer sözleri, bağlılıkları ve duyuruları birleştirip yüksek seviye bir beyan olacaktır.
Şirketler http://parispledgeforaction.org/ yoluyla kayıt olabilirler.

 
 

Şehirler Fosil Yakıt Tüketetimini Bırakabilirler Mi?

Şehirlerin enerji tüketiminde ve karbondioksit salınımında büyük etkileri vardır. Şehirler CDP’ye iklim değişikliğine olan etkilerini azaltmak için alternatif yollar kullanmaya başladıkların bildiriyorlar. Bu sıyı 2015 yılında 308’e ulaştı. Aslında 308 şehir, yaklaşık yarım milyar insanın yaşadığı alana ve Amerika, İngiltere ve Fransa’nın nüfus toplamına eşit.

Şehirler, fosil yakıt kullanımını bırakmaya başladılar. Mevcut durumda 96 şehir enerji tedariklerinden karbonu çıkarmış durumda. Bu da şehirlerin artık temiz enerjiye geçiş yaptıklarını göstermektedir. Stockholm, İsveç ve San Francisco’da bu temiz enerjiye geçiş için sıkı hedefler belirlenmektedir. Örnek olarak bu üç bölgede de %100 temiz elektrik kullanımı hedeflenmektedir. CDP’ye katılan şehirlerden üçte biri elektrik tedariklerinin karbondan ayırmaya başladı, bu da yaklaşık 96 şehire denk gelmektedir. Şehirlerin %86’sı iklim değişikliklerine karşı önlem almanın ekonomik olarak bir fırsat olduğunu savunuyor. Karbon salınımının dünya çapında ekonomik olarak büyük etkileri vardır. Örnek olarak; Cape Town' un 1 milyon tonluk karbon salınımı azaltımı, 300 rüzgar tribününe denktir. Şehirler düşük karbonlu bir gelecek için büyük hedefler belirliyorlar. Santa Monica, San Francisco and Stockholm elektrik enerjisi üretimi hedeflerini %100 yenilenebilir enerjiden elde etme olarak belirlediler. Aspen de CDP’ye %100 yenilenebilir elektrik hedeflerini açıklayanlardandı ve bu eylül ayında bu hedefine ulaştı. Bu yıl CDP’ye açıklanan bilgilere göre birçok ülke ve şehir yenilebilir enerjiye dönüşümü sağlamaya yardımcı oluyor. Ulusal hedefleri ve yenilikçi projeleri ile şehirler yeni temiz enerjiye kavuşuyorlar.

 
 

İklim Değişikliği Üzerine Global Bir Anlaşma İçin Kurumsal Destek

CDP, 2015 yıllık küresel iklim değişikliği raporunda şirketlerden, küresel ısınma üzerine uluslararası bir anlaşmaya yönelik kurul bakış açılarını ve etkili bir anlaşmanın şirket için ne anlama geleceğini açıklamalarını istedi.  Rapordan çıkan sonuçlara göre dünyanın en büyüklerinden sayılan 800den fazla şirket iklim değişikliğiyle mücadele etmek için küresel bir anlaşma yapılmasından yana. Rapordaki iki soruyu yanıtlayan şirketlerden Hindistan ve Güney Afrika ya da benzer ülke kökenli olanlar Paris’te yapılacak bir anlaşmaya olan desteklerini açıkça gösterdi. Bu şirketler yüzyıl bitmeden önce sera gazı emisyonunu sıfıra indirecek, yasal açıdan bağlayıcı uluslararası bir anlaşma talep ediyorlar. BMW AG, Almanya yetkilileri “21. Yüzyılın sonuna gelmeden global emisyonu sıfıra indirmek gibi uzun vadeli bir hedefi olan, evrensel, hırslı ve dengeli bir iklim anlaşması için çağrıda bulunuyoruz.” diyerek görüşlerini belirttiler. Fakat bu uzun vadeli hedefi gerçekleştirebilmek için anlaşmada yer alması gereken önemli öğeler var. Bu öğeler:
Güncel hedeflerin sürekli gelişimini sağlayan ve sera gazı emisyonunu hızlıca azaltmaya yönelik ulusal, alt ulusal ve kurumsal hırsları teşvikleyen bir mekanizma
Karbon fiyatlandırmasının tüm dünyada uygulanmasını sağlayacak ilkeler ve mekanizmalar
Küresel gelişimi kontrol edebilmek için net muhasebe ve raporlama kuralları
Devletlerle özel sektörün, düşük karbon ekonomisine ve  iklim esnekliğine yatırım yapmalarını sağlayacak net bir sistem
Devletlere yönelik azaltım ve uyumu eşit koşullarda uygulayarak özel sektör lehinde uyum sağlama kapasitesini arttırmak
Yapılacak olan Paris anlaşmasında bu maddelerin yer alması, düşük karbon ekonomisine geçişi belirgin şekilde kolaylaştıracaktır.
 
 

Karbon Salınımı Fiyatlarını Açıklayan Şirketlerin Sayısının Üç Katlık Artış, İklim Değişikliği Endişelerinin Yaygınlaştığını Gösteriyor

İklim Değişikliği Üzerine Gloabal Bir Anlşama İçin Kurumsal Destek

21 Eylül 2015, New York: Aralarında Allergan, Campbell’s Soup, Colgate-Palmolive, Stanley Black& Decker, Exxon Mobile, General Electric, Nestle, Microsoft, Nissan ve Volkswagen’in de yer aldığı başlıca uluslararası şirketler karbon emisyonlarını fiyatlandırmaya başladılar. 2014 yılında sadece 150 şirket bu fiyatlandırma sistemini kullanırken, 2015’te bu sayı üç katı artarak 437’ye ulaştı. Önümüzdeki iki yıl içinde bu sistemi kullanacaklarını belirten 583 şirketle birlikte 1000’den fazla şirket artık iklim değişikliğine karşı karbon emisyonlarını fiyatlandırdıklarını ya da fiyatlandıracaklarını belirtmektedir. Kıta bazında bakıldığında karbon fiyatlandırması yapan şirket sayısınının 10 katına çıktığı Asya, bu yıl en büyük artışı gösterdi. Bu şirketler arasında LG, NEC ve Hitachi de yer almaktadır.

Şirketler mevcut ve olası düzenlemelere karşı gerçekleşebilecek riskleri hafifletmek adına bu fiyatlandırmayı kullanıyorlar (Ton başına 1$-350$ arası değişen fiyatlar) . Ayrıca bu sistemle yatırımları temiz enerji kaynaklarına ve sera gazı etkisini azaltmaya yönelik aktivitelere yönlendiriyorlar ve enerji verimini arttırıyorlar. CDP Kuzey Amerika başkanı Lance Pierce’in açıklamalarına göre dünyadaki en büyük kurumsal şirketlerin gelecekle ilgili öngörüleri karbon emisyonunun bir bedeli olacağı yönünde. Bu şirketler  CDP’ye karbon kirliliklerini neden ve nasıl ücretlendirdiklerini açıklayarak gelecek için önemli bir rekabet avantajı yaratıyorlar.

 
 

Önemli Kurumsal ve Alt Ulusal İklim Vaatleri

Eylül 2015 Güncellemesi

 Geçtiğimiz aylarda şirketlerin, şehirlerin, eyaletlerin ve bölgelerin iklimle ilgili faaliyetlerinde belirgin artışlar gözlenmiştir. 13 adet Amerikan şirketi toplamda 140 milyar dolarlık düşük karbon yatırımı yapacaklarını açıklarken pek çok CEO da bu konuda yeni adımlar atılacağına işaret etti. Elimizdeki son verilere göre dünyanın farklı bölgelerinden 172 şirket, eyalet ya da şehir sera gazı salınımlarını %80 ile %100 arasında azaltacaklarını ya da enerjilerinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayacaklarını beyan ettiler. Devlet yöneticileri ve diğer kıdemli kişiler Lyon ve Ontario’daki toplantılarında hükümetlere, önümüzdeki aylarda yapılacak Paris İklim Konferansı’nda önemli adımların atılması gerektiği çağrısında bulundular. Liderlerin iklim değişikliğini engellemeye yönelik adımlar atmaktan çekinmemesinin en önemli nedeni bu adımların şirket prensipleriyle çelişmemesidir. İlk olarak, enerji kullanımını azaltmak verimi arttırmaktadır.

Eski Walmart başkanı Mike Duke’a göre, “Ürünlerin yaşam döngüsünde karbon kullanımını azaltmak enerji kullanımının azaltılması anlamına geliyor. Bu da verimin artması ve maliyetin düşmesiyle işin güçlenmesi ve rekabete daha açık olmasını sağlıyor.” Ayrıca, bir çok şirket ve hükümet düşük karbon endüstrilerine yapılan yatırımların gelecekte rekabetçi bir avantaj sağlayacağına inanıyorlar. Son olarak da yapılan finansal inovasyonlar, harcamaları arttırmadan enerjiden verim sağlayabilmeyi mümkün kılıyor. Google Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt bu konuda “Çevresel sürdürülebilirlik konusundaki ciddiyetimiz bunun bir trend olmasından ziyade şirket değerlerimiz ve iş anlayışımızla örtüşmesinden kaynaklanıyor. Ne de olsa, en ucuz enerji hiç kullanmadığımız enerjidir. Ayrıca çoğu durumda temiz enerji kaynaklarının maliyeti geleneksel enerji kaynaklarının maliyeti ile rekabet edebilir.” diyor. Google, üç kıtada rüzgar santralleri ve güneş tarlaları gibi yenilenebilir enerji projelerine 1.8 milyar dolar ayırdı. Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti sera gazı emisyonunu 2050’ye kadar %80 azaltmayı amaçlayan eyaletler arasında yer almaktadır. İklim Koruma ve Çevre Bakanı Johannes Remmel iklim değişikliği üzerine yapılan çalışmaların inovasyon ve yeni iş imkanı sağlayarak Kuzey Ren-Vestfalya eyaletini uluslararası düzeylere çıkaracağını savunuyor. Ayrıca Remmel’a göre iklimi korumak beraberinde  gelişim getirir, bu yüzden de Kuzey Ren-Vestfalya için en iyi ekonomik politikadır. Bu sebeplerden dolayı dünya liderleri Paris’te cesur olup büyük adımlar atmalıdır.

 
 

Kurumsal Dünyada Karbon Fiyatlandırması

1000’in üzerinde şirket başlıca hissedarlarına, karbon emisyonlarını fiyatlandırdıklarını ya da önümüzdeki iki yıl içinde fiyatlandırmayı amaçladıklarını açıkladı. Kurumlar sera gazı üretimlerinin maliyet ve riskini dengeleyebilmek ve düşük karbon enerji kaynaklarına geçişi finanse edebilmek için kendi karbon fiyatlandırmalarını uyguluyorlar. 2015 yılında 437 şirket karbon fiyatlandırma sistemini uyguladıklarını belirtirken 2014’te bu sayı sadece 150’ydi. Kıta bazında bakıldığında en büyük artış Asya’da gerçekleşti. Ayrıca 583 şirket de önümüzdeki iki yıl içinde karbon fiyatlandırma sistemine geçmek istediklerini belirtti. Önde gelen firmalar sera gazı emisyonu üzerine kısıtlamalar bekledikleri için kendi fiyatlandırma sistemlerini uygulamaya başladılar. Bu yüzden de olası düzenlemeleri memnuniyetle karşılayacaklardır.

2015 CDP raporundan çeşitli örnekler:
Enerji sektöründe yer alan, Güney Afrika kökenli SASOL LIMITED şirketi yer aldıkları farklı coğrafi bölgelerde farklılık gösteren bir karbon fiyatlandırma sistemi geliştirdi.
Güney Kore’den bir şirket olan LOTTE CHEMICAL CROP, iklim değişikliği sürecinin şirketin iş planlarında  değişmeyecek bir yere sahip olduğunu beyan etti.
Karbon fiyatlandırmasının önemli bir yer tuttuğu yerlerden biri olan İngiltere’de DELPHI AUTOMOTIVE PLC enerji tüketimini aza indirecek ve karbondioksit salınımını azaltacak alternatif çözümler üretmektedir.
Son olarak da Kuzey Amerika kökenli bir şirket olan ARCHER DANIELS MIDLAND olası düzenlemelere karşı kendi karbon fiyatlandırma sistemlerini kullandıklarını belirtmiştir.

 
 

CDP Su Programı Eğitimi Gerçekleştirildi

 

 

CDP Su Programı Eğitimi 10 Nisan 2015 Cuma günü Garanti Bankası'nın desteğiyle Salt Galata'da gerçekleştirildi.
CDP Su Programı'na yanıt verecek şirketlere yönelik olarak hazırlanan eğitime CDP'ye yanıt vermesi için davet edilen şirketlerin yanı sıra danışmanlık şirketleri de katıldı. CDP Su Programı hakkında bilgi sağlama ve CDP Su Soru Formu'nun nasıl yanıtlanacağına dair ayrıntılar hakkında katılımcıları bilgilendirmeyi hedefledi.
CDP Londra'dan gelen uzman Esther Stoakes'in verdiği CDP Su Programı ve Sorularını yanıtlama Eğitimi'nin ardından Bureau Veritas Türkiye'den Burcu Mutman Tesis Bazında Su Tüketiminin Hesaplanması ve Temel Prensipler hakkında bir eğitim verdi.

Esther Stoakes'in vermiş olduğu eğitim sunumu için burayı tıklayın.

Bureau Veritas ve Burcu Mutman'ın eğitim sunumu için burayı tıklayın.

 
 

CDP ve GRI'dan Ortak Rapor:

CDP İklim Değişikliği Programı'ndan sonra CDP Su Programı Ortak Raporu da İlk Kez Bu Sene Yayınlandı

CDP ve GRI (Global Reporting Initiative) GRI'ın G4 raporlama ilkeleri ve CDP Soruları arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları anlatan detaylı bir ortak doküman hazırladılar. Bu zamana kadar sadece CDP İklim değişikliği Programı ile karşılaştırmalı bir rapor hazırlanırken ilk kez 2015 yılında CDP Su Programı Soruları ile de uyumlu ortak bir rapor yayınlandı. Bu doküman, raporlama yapan şirketlerin CDP sorularına ve GRI göstergelerine nasıl uyum sağlayıp verimli bir şekilde kullanacaklarını anlayabilmeleri açısından kaynak teşkil etmektedir. Bu yaklaşımla birlikte, raporun şirketlere daha fazla yarar sağlayacağı ve üzerlerindeki raporlama yükümlülüğünü azaltması beklenmektedir.

GRI Raporlama İlkeleri ve CDP'nin 2015 İklim Değişikliği sorularının nasıl düzenlendiğini anlatan rapor için lütfen burayı tıklayınız.

GRI Raporlama İlkeleri ve CDP'nin 2015 Su Programı sorularının nasıl düzenlendiğini anlatan rapor için lütfen burayı tıklayınız.

GRI ve CDP, CDP'nin iklim değişikliği anket raporu ve GRI'nin Sürdürülebilirlik Raporlama İlkeleri'nin gelecekteki yayınları için işbirliği yapmaya devam edeceklerdir. Bu işbirliği, şirketlerin sermaye piyasasına duyurduğu kurumsal doğal sermaye açıklamalarının küresel standartına ulaşması adına çok önemli bir adımdır.

 
 

CDP Su Programı Türkiye'de Başlatıldı

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ve Garanti Bankası'nın İşbirliğiyle

Garanti Bankası’nın desteği ve işbirliğiyle, Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından Türkiye’de hayata geçirilen CDP Su Programı, su konusunda özel sektörün sorumluluk alması gerekliliğinden hareketle, şirketleri harekete geçirmeyi ve yönlendirmeyi hedefliyor. Türkiye’nin, uygulamanın yürütüleceği ilk ülkeler arasında yer aldığı CDP Su Programı, şirketlere su kullanımlarını şeffaf bir şekilde açıklayabilecekleri bir platform sunuyor. Program kapsamında Türkiye’den davet alan 50 şirket, BIST-100 endeksinde yer alan şirketlere, su kullanımından kaynaklanan riskler dikkate alınarak uygulanan sektörel filtreleme ile belirlendi. Bu şirketlere, uluslararası yatırımcılar adına, CDP Su Programı soru formunu yanıtlaması için davet gönderildi.

Su ile ilgili stratejilerini ve politikalarını açıklamaları için davet edilen şirketlerin de hazır bulunduğu ve Türkiye’de su konusunda yeni bir dönemi başlatması hedeflenen programın tanıtım toplantısında Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Nihat Berker, Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin, Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Melsa Ararat konuşma yaptı. CDP Su Programı Başkanı Cate Lamb video mesajında CDP Su Programının Türkiye’de yeni bir dönemi başlatacağını vurguladı.

Basın Bülteni’nin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Davet alan şirketlerin listesine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Japon Otomotiv Şirketleri Daha Katı Kurallara En Hazırlıklı Şirketler olarak Yeni CDP Oto Liginde Başı Çekiyor

CDP'nin yatırımcılar için geliştirdiği inovatif bir yaklaşımla hazırlanan yeni araştırmasına göre dünyanın en büyük otomotiv şirketleri iş modellerini yeni çıkan regülasyonlara adapte ederek bu değişikliklerden en çok fayda sağlayanlar.

CDP “otomotiv üreticileri yeterince hızlı emisyon azaltımı yapabiliyorlar mı?” sorusundan yola çıkarak ve CDP'nin sektör araştırmalarını kullanarak otomotiv üreticileri arasında bir lig tablosu yani sıralama tablosu hazırlandı. Emisyon salımlarının sıkı takip altında tutulduğu  küresel otomotiv piyasasında, şirketlerin gelirleri için bu lig tablosu hatırı sayılır bir etkiye sahip.. Fio Emisyon  Regülasyonlarının şu anda küresel otomotiv satışlarının %80’inden fazlası üzerinde etkin durumda.

Bu lig tablosuna göre; Nissan birinci, Toyota ikinci ve Mazda dördüncü sırada olmak üzere Japon şirketleri yüksek sıralarda kendilerine yer buldular. Tablonun alt kısmında ise Hyundai, General Motors ve FCA(Fiat Chrysler Automobiles) gibi şirketler yer alıyor. En alt sırada ise Tata Motors yer alıyor.
Tabloya buradan ulaşabilirsiniz.

 
 

Tedarik Zinciri Raporu 2015

İklim değişikliği küresel anlamda gündemde olan en önemli konulardan biri. Tedarikçilerin CDP’ye verdiği birbirinden farklı yanıtlar tedarik zincirinin tepesinde yer alan büyük satın alıcılar için risk ve fırsatları ifade ediyor. Bu sene CDP Tedarik zinciri programı 1.3 trilyon dolarlık satın alma gücüne sahip 66 üye şirket yani satın alıcı adına yürütüldü. Bu üye şirketlerin tüm dünyadaki tedarikçilerinden yanıt vermesini istediği CDP tedarik zinciri programı kapsamında davet alan tedarikçi sayısı 2013 yılına oranla 2,868  şirketten 3,396 şirkete yükseldi.

CDP 2015 Küresel Tedarik Zinciri Raporu kapsamında yer alan, 66 üye şirket iklim değişikliği ile mücadelenin  öneminin farkında olduklarını  ve bu sorunu çözebilmek adına gerekli adımları atma niyetlerini belirttiler. Sonuç olarak, CDP karar vericilerin yasal düzenlemelerle, şirketleri iklim değişikliğine karşı adım atma konusunda teşvik etmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır.
Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

 
 
 

CDP Küresel Su Raporu (CDP Global Water Report) 2014 Yayınlandı

CDP 2014 Küresel SU Raporu, verimli ve yenilikçi vizyonların iş dünyasında sürdürülebilir büyümeyle sonuçlanırken, suyun kötü yönteminden dolayı oluşan önemli başarısızlığa olan farkındalığın arttığını keşfediyor.

Rapora göre, dünyadaki büyük şirketlerin üçte ikisinin suyun kötü yönetiminden dolayı su riskine maruz kaldığını bildiriyor.

Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

 
 
 

CDP Küresel Orman Raporu (CDP Global Forest Report) 2014 Yayınlandı

CDP 2014 Küresel Orman Raporu, toplamda 3 trilyonun üzerinde pazar payına sahip olan 152 şirketin orman tahribatıyla ilgili önemli bir risk teşkil eden dört konu ( büyükbaş hayvancılık, palm yağı, ahşap ürünler ve soya ) hakkında ışık tutuyor.
Rapor, orman tahribatını azaltmak için yapılan kurumsal anlaşmaların nasıl harekete geçilmesi konusunda bir yol haritası sunuyor.

Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

 

 
 

CDP Türkiye 2014 İklim Değişikliği Raporu Açıklandı

 
 
 

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından Akbank'ın ana sponsorluğu ve EY Türkiye'nin rapor sponsorluğuyla yürütülen CDP (Karbon Saydamlık Projesi) Türkiye'nin 2014 yılı raporu, 3 Kasım 2014, Pazartesi günü yapılan etkinlik ile kamuoyuna duyuruldu.

Program Akışı

14.00-15.30 : Konuşmacılar

Açılış Konuşması: Cenk Göksan, Akbank Yatırımcı İlişkileri ve Sürdürülebilirlik, Kıdemli Başkan Yardımcısı

Sue Hoewell, CDP Başkan Yardımcısı (Sunuma erişmek için tıklayınız)

Avrupa Komisyonu Video Mesajı: Jos Delbeke, Avrupa Komisyonu, Climate Action Genel Direktörü (Video mesajına erişmek için tıklayınız)

CDP Türkiye İklim Değişikliği Raporu Sonuçları: Dr.Melsa Ararat, Sabancı Üniversitesi, CDP Türkiye Direktörü (Sunuma erişmek için tıklayınız)

CDP İklim Liderleri Paneli: Moderatör: Dr.Artunç Kocabalkan

15.30-16.00: CDP Türkiye İklim Değişikliği Liderleri Ödül Töreni (TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu'nun katılımıyla)

16.00-17.00: Kokteyl

CDP Türkiye İklim Liderleri ödüllerinin de sahiplerini bulduğu etkinlikte, bu yıl ilk defa " CDP İklim Performans Liderlik Endeksi" (CPLI) ve "CDP İklim Saydamlık Liderlik Endeksi" (CDLI) de açıklandı. Küresel "CDP İklim Performans Liderlik Endeksi"ne (CPLI) Türkiye'den giren tek şirket Tofaş Otomotiv oldu.
CDP Türkiye İklim Liderleri Ödüllerini ise Garanti Bankası, Coca-Cola İçecek, Zorlu Enerji Elektrik Üretim, Ekoten Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Noor Fındık aldılar. Ödül töreni TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Erkut Yücaoğlu'nun katılımıyla gerçekleşti.

CDP Türkiye 2014 İklim Değişikliği raporuna buradan ulaşabilirsiniz.

 

 
 

"Sustainable Investment in Turkey: The Case in Context- An Update", 2014 Raporu Yayınlandı

 

 

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu (SU CGFT) "Sustainable Investment in Turkey: The Case in Context - An Update, 2014" Raporunu yayınladı.

SU CGFT ve UN Sustainable Stock Exchanges Initiative ortaklığında, İngiltere Büyükelçiliği Refah Fonu desteği ile gerçekleştirilmiş Sürdürülebilirlik Endeksi Çalıştayı Projesi'nin son raporu olan bu yayın, "Sustainable Investment in Turkey, 2010" (IFC, 2011) raporunun devamı niteliğindedir. Orijinal raporun güncellenmiş bu yeni versiyonunda sürdürülebilir yatırım kavramı global bir kapsamda incelenmiş ve gelişmekte olan piyasalardaki Borsa'lar ve Sürdürülebilirlik Endekslerinin bu yatırımlar üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Bu bilgiler ışığında Türkiye bir vaka çalışması olarak ele alınmış ve Türkiye'nin deneyimleri incelenerek sürdürülebilirlik endekslerinin gelişmekte olan pazarlarda sürdürülebilir yatırımları nasıl etkilediği konusu analiz edilmiştir.

 
 

CDP Küresel Tedarik Zinciri Raporu (CDP Supplu Chain Report) 2014 Yayınlandı

 
 

CDP’nin her yıl gerçekleştirdiği Tedarik Zinciri raporunda bu sene, şimdiye kadarki en yüksek yanıt verme rakamlarına ulaşıldı. CDP 6. Tedarik Zinciri Raporunda, 2868 şirket ve CDP tedarik zincirine üye 64 şirket karbon emisyonu miktarlarını ve iklim değişikliği risk yönetimlerini kamuya duyurdular. Katılımda geçen yıla oranla 5 kattan fazla bir artış olsa da, rapor bulguları şirketlerin emisyon azaltıcı faaliyetlere yaptıkları yatırımların azalmış olduğunu gösteriyor.

CDP 2014 Küresel Tedarik Zinciri Raporu, küresel tedarik zincirlerinde karşılaşılan çevresel zorlukların aşılmasında pratik bir araç vazifesi görüyor. İklim değişikliğine dayanan raporda, ilk kez binlerce kobi ve çok uluslu şirketin su kullanım bilgileri CDP tarafından kaydedildi. Yine ilk kez, tedarik zincirleri içerisinde emisyonların nerelerde ortaya çıktığı ve bu tedarik zincirlerinin hangi kısımlarının emisyon azaltımı ve mali tasarruf açısından en yüksek yatırım karlılığını sağladığı tespit edildi. Rapor ayrıca, daha yüksek emisyon azaltım performansı için en önemli etkenin tedarik zincirleri genelinde iş birliği yapılması olduğunu da ortaya çıkarıyor.

 
 

Kurumsal Yönetimin Geliştirilmesi: Avrupa'nın En Büyük Şirketleri Nasıl Faaliyetlerini Sürdürdükleri Hakkında Daha Şeffaf Olmak Zorunda Kalacak

Avrupa komisyonu, büyük şirketlerin ve grupların finansal olmayan ve yönetim kurullarının çeşitliliği ile ilgili bilgilerini Avrupa Parlamentosu saydamlık yönergesine uyarlaması gerektiğini açıkladı. Söz konusu şirketler; çevresel verileri, sosyal ve çalışan ilişkileri, insan hakları, yolsuzluk ve rüşvet problemleri gibi konulara ilişkin politikalarını, risk ve sonuçlarını açıklamak durumda kalacak.

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde maliyeti getirilerinden fazla olabileceğinden, yeni kurallar yalnızca 500’ten fazla çalışanı olan büyük şirketlerde uygulanacak. Özellikle  500’ten fazla çalışanı olan ve kamu yararını ilgilendiren kuruluşlardan, yönetim raporlarında belirli bazı finansal olmayan bilgilerini paylaşmaları istenecek. Uygulamanın kapsamında yaklaşık olarak Avrupa Birliği çapında 6000 büyük şirket ve grup bulunuyor.Yönerge, bugüne kadarki en iyi uygulamayı da göz önüne alarak şirketlerin mali olmayan bilgilerini açıklamasında kolaylık sağlaması için yol gösterici genel bilgileri içeriyor.

Şirketlerin yönetim kurullarındaki çeşitliliğine gelinirse, büyük şirketlerden çeşitlilik politikaları hakkında (yaş, cinsiyet, akademik ve profesyonel geçmiş vs.) bilgilerini açıklamaları talep edilecek. Açıklamalar, şirketlerin çeşitlilik politikalarının amaçlarını, nasıl hayata geçirildiğini ve bunların sonuçlarını ortaya koyacak. Bir çeşitlilik politikası olmaması durumunda, şirketlerin bunun nedenini açıklaması gerekecek. Bu yaklaşım genel Avrupa Birliği kurumsal yönetim sistemiyle aynı doğrultudadır.
Yönerge aynı zamanda bir adım daha ileriyi, vergi hususunda ve büyük şirketlerin ülkeler arası raporlamalarında daha şeffaf olmaları gerekliliği üzerine Avrupa Birliği Konseyi 22 Mayıs 2013 kararlarının yürürlüğe girmesini vurguluyor.

Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

 
 

CDP Küresel Orman Raporu(CDP Global Forest Report) 2013 Yayınlandı

 

 
CDP Orman Programı, yatırımcıların adına şirketlerden operasyonlarına, şirket imajlarına ve yasal düzenlemeye ilişkin riskler ve fırsatları ile ilgili verilerin açıklanmasını talep ediyor. Şirketlerin orman tahribatına yol açan bu etkileri, küresel karbon emisyonunun %10-15’ini oluşturuyor. Rapor, şirketlerin küresel orman tahribatının çoğundan sorumlu olan bu çevresel risklerle ilgili etkileri üzerine nasıl eğildiklerine ışık tutuyor.
 
 

CDP Türkiye 2014 İklim Değişikliği Webinarı Gerçekleşti

 
 

CDP 2014 İklim Değişikliği Webinarı - Why disclose to CDP? – 17 Nisan 2014 Perşembe günü, saat 14.00 (GMT+2) de eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Bu webinar, CDP ve Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından organize edildi. Webinar, 2014 yılında CDP İklim Değişikliği programına raporlama yapan şirketlere yol göstermek amacıyla tasarlandı.

Webinarın videosuna buradan ulaşabilirsiniz.

Lütfen webinar ajandasına ve sunumlara buradan ulaşınız.

 
 

Sürdürülebilir Kalkınma Yolunda Türkiye'de Sürdürülebilirlik Endeksi" Raporu Yayınlandı

 
 

Borsa İstanbul tarafından bir süredir üzerinde çalışılan Sürdürülebilirlik  Endeksi, Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından 23 Ocak’ta organize edilen ve uluslararası ve yerel kurumsal yatırımcılar ile şirketleri  bir araya getiren çalıştayda ele alınmıştı. Çalıştay sonuçları bir raporla kamuyla paylaşıldı. Önsözlerini Borsa İstanbul Başkanı Dr. M. İbrahim Turhan ve UNCTAD Yatırım ve Girişimcilik Direktörü ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Borsa İnisiyatifi Eş Direktörü James Zhan’ın  yazdığı raporun giriş yazısını Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Dr. Melsa Ararat kaleme aldı.

Tasarrufların çevresel ve toplumsal konularda duyarlı ve sürdürülebilir kalkınma amaçlarıyla uyumlu şirketlere yönelmesinin önemine dikkate çeken Forum direktörü Dr. Melsa Ararat borsada yabancı kurumsal yatırımcıların ağırlıkta olduğunu ve yatırımların genellikle kısa vadeli olduğuna işaret ediyor. Bu durumun ancak borsada yerel kurumsal yatırımcıların ağırlıklarının artması  ve uzun vadeli getirinin  hedeflenmesimesi  ile değişebileceğini vurgulayan raporda emeklilik fonlarının bu konuda önemli bir rol oynayabileceğinin altı çiziliyor.
Rapor çalıştayda tüm paydaşların endeksin faydaları konusunda hemfikir olduklarını dile getiriyor. Raporun “Sürdürülebilirlik Endeksi İstanbul Çalıştayı Çıktıları” bölümüne göre Sürdürülebilirlik Endeksi ‘nden hem şirketler, hem yatırımcılar, hem de sivil toplum örgütleri fayda sağlayacak.

 
 

Sürdürülebilirlik Endeksi Çalıştayı Gerçekleştirildi

 

          

 

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu (SU CGFT) ve United NationsSustainableStockExchangesInitiative (SSE) ortaklığında, İngiltere Hükümeti Refah Fonu desteği ile 23 Ocak 2014 Perşembe günü Sabancı Center’da “Sürdürülebilirlik Endeksi Çalıştayı” düzenlendi.

Çalıştay, yatırımcıların ve şirketlerin, Borsa İstanbul’un 2014 yılında yayınlamayı hedeflediği Sürdürülebilirlik Endeksi’nden beklentilerinin ve endeksin bir yatırım aracı olarak kullanılabilmesinin koşullarının tartışıldığı bir ortam yaratarak uluslararası ve yerel aktörleri bir araya getirdi. Borsa İstanbul (BIST) tarafından 2014 yılında açıklanması beklenen Sürdürülebilirlik Endeksi, hisseleri BİST’te işlem gören şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını dikkate alıyor.
Çalıştayın açılış konuşmasını Borsa İstanbul (BIST) Genel Müdür Yardımcı Mustafa Kemal Yılmaz gerçekleştirdi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Melsa Ararat söz aldı. Çalıştayın ana konuşmasını dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi BlackRock Yönetici Müdürü Amra Balic yaptı. Daha sonra katılımcılar farklı paydaşlardan oluşan üç ayrı grup olarak önceden belirlenen konuları tartıştılar ve tartışmaların çıktılarını diğer katılımcılara sundular. Sonuçları değerlendiren kapanış konuşmasını da Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Melsa Ararat gerçekleştirdi.

Çalıştay katılımcıları arasında Borsa İstanbul (BIST), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), uluslararası ve yerel portföy  yöneticileri, endeks derecelendirme kuruluşu EIRIS, BIST 30 endeksi içinde yer alan ve sürdürülebilirlik açıklamalarında liderlik gösteren şirketlerin yatırımcı ilişkileri sorumluları, UN SustainableStockExchangesInitiative (SSE), Uluslararası Finans Kurumu (IFC), İngiltere Büyükelçiliği, Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD), Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği(TSAKB), Türkiye Yatırımcı İlişkileri Derneği (TÜYİD), Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD), Merkezi Kayıt Saklama Kuruluşu (MKK) ve UN Global Compact Türkiye ağı temsilcileri yer aldı.
Çalıştaydan çıkan sonuçlarSabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından kamuya açık bir rapor halinde yayınlanacak.
SU-CGFT Koordinatörü Melsa Ararat'ın Sürdürülebilirlik Endeksi hakkındaki röportajına buradan ulaşabilirsiniz.
Birleşmiş Milletler SSE koordinatörü Anthony Miller ve Borsa İstanbul Genel Müdür yardımcısı Mustafa Kemal Yılmaz'ın Sürdürülebilirlik Endeksi hakkındaki canlı yayınını bu linkten izleyebilirsiniz.

 
 

GRI Yeni G4 Raporlama Kılavuzunu, Sürdürülebilirlik Raporlama Gruplarına ve Diğer Paydaşlara İstanbul'da Yapılan Lansmanda Açıkladı

Global Reporting Initiative'in İstanbul'daki lansmanında, yeni raporlama kılavuzu G4'ün tanıtımını GRI-Network İlişkileri Koordinatörü Juliette Gaussem yaptı. Rapor, saydamlık yönetimi yaklaşımı ve yeni saydamlık çalışmalarının yeni tasarımına ve maddiyatına odaklanıyor. Lansmanda gerçekleşen panelin moderatörlüğünü, CDP Proje Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş üstlendi.

Lansman programı:

13:00 - 13:05        Açılış
        

                            Özlem Yalçın, Toplumsal İlişkiler, Başkan Yardımcısı, Akbank

13:05 - 13:20        Sürdürülebilirlik Raporlamadı hakkında Trendler Uluslarası Yönetmelikler Çerçevesinde
                         

                            Dr. Yilmaz Argüden,  Chairman, UN Global Compact Turkey

13:20 - 14:45        GRI G4 konu sunumu, G4'ün temel özellikleri, soru-cevap
                             

                            Juliette Gaussem, Network İlişkileri Koordinatörü, GRI

14:45 - 15:15        Network Arası

15:15 - 15:30        Sürdürülebilirlik Yolculuğu
                             

                            Tuba Atabey, Sürdürülebilirlik Danışmanlık Türkiye Partneri, SUSTAiNOVA

15:30 - 16:25        Panel tartışması: G4 kılavuzu hakkında ilk tecrübeler ve görüşler
                            Panelistler:

                            Mehmet Hacıkamiloğlu, Genel Müdür, Çimsa
                              

                            Hakan Gürdal, Genel Müdür, Akçansa
                               

                            Aykan Gülten, Kurumsal İlişkiler Yöneticisi, Coca-Cola İçecek
                               

                            Moderatör: Mirhan Köroğlu Göğüş, Project Direktörü, CDP Turkey    

16:25 - 16:30       Sonuç

16:45 - 17:45       Özel G4 Konu Oturumu - Sadece GRI'nin Kurumsal Paydaşları için

 

Mercator-IPC Üyesi Ömer Lütfi Şen "Türkiye'de İklim Değişikliği ve Etkenlerine Bütünsel Bakış Açısı" Raporunu Yayınladı

Rapor, Türkiye'de iklim değişikliğine ait var olan verilerin ve çalışmaların analizi ve derlemesini oluşturuyor. Değişim haritaları ve projeksiyon senaryolarıyla, Şen Türkiye'nin ikliminde değişimin tarım, enerji ve turizm gibi önemli sektörlerde nasıl etkiler yaratacağına dikkat çekiyor. Rapor ayrıca politika üreticilerine de iklim değişikliğinin kötü sonuçlarından kaçınmak için önemli öneriler içeriyor.  

Raporun tamamı için lütfen buraya tıklayınız.

 
 

CDP, Borsa İstanbul'un Girişimi ile Oluşturulan Sürdürülebilirlik Platformu'nun Parçası Oldu

 

 

Platformda ayrıca; İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD), Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Sürdürülebilir Büyümede Finansal Sektörünün Rolü Çalışma Grubu, Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD), Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği (TSPAKB), TÜSİAD, Yatırımcı İlişkileri Derneği (TÜYİD) ve UN Global Compact Türkiye Ağı yer alıyor.
Türkiye’de sürdürülebilirlik konusunda çalışmalar yapan ve sürdürülebilir kalkınma hedefine destek veren sivil toplum kuruluşlarını, konu ile ilgili girişimleri ve paydaşları bir araya getiren bir “Sürdürülebilirlik Platformu” oluşturuldu.

Borsa İstanbul’un girişimleriyle oluşturulan platform, farklı paydaşlar tarafından sürdürülebilirlik konusunda yapılan çalışmalar arasında bir sinerji yaratmayı hedefliyor. Platform ayrıca, basın mensuplarının sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığının artırılması, sürdürülebilirlik riskleri konusunda algının güçlendirilmesi ve bu konuda ortak bir bakış açısının oluşturulmasını amaçlıyor.

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ve ‘Carbon Disclosure Project (CDP)’ Türkiye ofisi direktörü Melsa Ararat konuyla ilgili yaptığı açıklamada  “Sürdürülebilirlik şirketlerin, yatırım kuruluşlarının ve borsaların ortak hedefi olduğu ölçüde ekonomik kalkınmanın eşitlikçi, kapsayıcı ve sürdürülebilir olması mümkün olacaktır.
Borsa Istanbul’un sürdürülebilirlik konusunu önemsemesinden memnuniyet duyuyoruz ve platformun çalışmalarına gerek kurumsal yönetim konusundaki uzmanlığımız, gerekse CDP projesi yürütücüsü olarak  edindiğimiz birikimle bilimsel destek vermeye hazırız” dedi.

 
 

CDP Türkiye 2013 İklim Değişikliği Raporu Açıklandı ve Türkiye'nin İklim Değişikliği Lidersleri Ödüllendirildi

 

 

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından, Akbank’ın ana sponsorluğu ve EY Türkiye’nin rapor sponsorluğunda 2010 yılından bu yana yürütülenCDP (Karbon Saydamlık Projesi) Türkiye’nin 2013 raporu, 26 Kasım 2013, Salı günü Sabancı Müzesi the Seed salonunda düzenlenen etkinlik ile kamuoyu ile paylaşıldı. Şirketlerin iklim değişikliğine yönelik stratejilerini uluslararası kurumsal yatırımcıların bilgisine sunabileceği bir platform sağlayan CDP, dünyanın en prestijli ve yaygın çevre girişimi olarak kabul ediliyor.

CDP Türkiye 2013 İklim Değişikliği Raporu, CDP’ye Türkiye’den dahil olan şirketlerin verdikleri yanıtların analizini ve Türkiye’de iklim değişikliği ile ilgili ana eğilimleri içeriyor. Önsözü Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) Başkanı David Pitt-Watson, CDP CEO’su Paul Simpson ve Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer tarafından kaleme alınan CDP Türkiye 2013 Raporu'na olumlu yanıt veren BIST 100 şirketlerinin sayısı, 2012 senesinde 17 iken bu sene yüzde 65 artışla 28’e yükseldi.

Haberin devamı için lütfen buraya tıklayınız.

 
 

Sustainable Business Summit 2013 Düzenlendi

 

 

2 Ekim tarihinde Four Seasons Bosphorus otelinde Sustainable Business Summit'in ilki yoğun bir ilgiyle gerçekleşti.

Uluslararası işbirlikleri arasında CDP, Global Compact Türkiye, CSR Europe ve UNIDO'nun da bulunduğu konferansta sürdürülebilirliğin iş dünyasına çok boyutlu entegrasyonu ve sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarının yaygınlaştırılması hedeflendi. CDP Tedarik Zinciri direktörü Sonya Bhonsle’in açılış konuşmasını yaptığı zirvede  tedarik zinciri sürdürülebilirliğinin iş değerine olan olumlu katkısı konuşuldu ve farklı sektörlerden başarılı uygulamaların kazanımları örnek olarak paylaşıldı.

 
 

CDP Türkiye Yeşil İş 2013'te

İş dünyasının liderleri sürdürülebilir iş dünyasının geleceğini şekillendirmek, değişimi ve en yeni gelişmeleri tartışmak, yeni düşünce sistemlerini oluşturmak üzere Yeşil İş 2013`te buluşuyor.

“Yeşil İş 2013” 17-18 Eylül 2013`te Swissotel İstanbul’da “Değişim Zamanı” teması ile katılımcılarla buluşacak. Geçtiğimiz yılların büyük başarılarından güç alan Yeşil İş 2013, sürdürülebilir iş ve dünya liderlerini beşinci kez buluşturacak. 

Birinci gün gerçekleştirilecek “Sürdürülebilir Sermaye Piyasaları ve Finansman”oturumunun moderatörlüğü CDP Türkiye Direktörü Melsa Ararat gerçekleştirecek. İkinci gün gerçekleştirilecek yan kulvarlardan “Su ve Karbon Yönetimi” kulvarında CDP Türkiye Proje Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş bir sunum gerçekleştirecek ve kulvarda yer alan diğer dört oturumun da moderatörlüğünü üstlenecek.  

Yeşil iş 2013 ile ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız. 

 
 

CDP Küresel 500 İklim Değişikliği Raporu 2013 Yayınlandı

 

 

12 Eylül'de düzenlenen CDP Küresel İklim Forumu sırasında, CDP Küresel 500 İklim Değişikliği Raporu 2013 yayınlandı.

Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz.

 
 

CDP 2013 Yanıtlama Süreci Sona Erdi

Şubat ayından bu yana devam eden CDP 2013 yanıtlama süreci sona erdi. CDP’ye yanıt veren şirketlerin yanıtları E&Y ekibi tarafından derecelendiriliyor. Derecelendirmeler sona erdikten sonra CDP Turkey 2013 Climate Change Report’un hazırlanması için çalışmalara başlanacak.  Bu sene CDP’ye toplamda 39 şirket yanıt verirken, CDP’ye yanıt veren halka açık şirket sayısında geçen seneye oranla büyük bir sıçrama yaşandı %65 oranında bir artış oldu.

CDP Türkiye Raporu’nun Kasım ayı içerisinde yayınlanması planlanıyor.   

 
 

12 Eylül Tarihi'nde CDP Küresel İklim Forumu Düzenleniyor

Forumun bu yılki ana teması, karbon emisyonlarını arttırmadan ekonomik büyümenin sağlanması olacak.

12 Eylül tarihinde CDP’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek Forum’da dünya çapında lider şirket ve hükümetlerin yetkilileri bir araya gelerek; karbon emisyonlarını arttırmadan büyük ölçekte ekonomik büyüme nasıl sağlanabilir konusunu tartışacak. Alanında önde gelen uzmanlar tele-konferans yöntemiyle Forum’a katılacak. Uzmanlar, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler için çözüm önerileri üretecekler. Birleşmiş Milletler Çerçeve Konvansiyonun’dan önce gerçekleşecek Forum’da ayrıca uluslararası liderler için “eyleme çağrı” bildirgesi de hazırlanacak.

Forum süresince düzenlenecek paneller öncesinde #CDPforum hashtag’i üzerinden gönderilen sorularda, her panelin soru ve cevap bölümünde tartışılmaya açılacak. Foruma katılım için davetlere linkten ulaşabilirsiniz.

 
 

CDP, CDSB ve IIRC, Entegre Raporlama Sistemine Geçiş İçin İş Birliği Yapacak

Geçtiğimiz ay GRI ile bir işbirliği anlaşmasına imza atan CDP, 18 Temmuz 2013 tarihinde Climate Disclosure Standars Board (CDSB) ve International Integrated Reporting Council (IIRC) ile entegre raporlama (Integrated Reporing-IR) sistemine geçiş için işbirliğine gideceklerini açıkladı. İşbirliği sayesinde kurumsal raporlama sisteminin geliştirilmesi, yatırımcıların ve diğer karar vericilerin kaynak bakımından daha iyi yönetilebilir bir ekonomik sisteme geçişlerinin kolaylaştırılması hedefleniyor.

Yeni sistem sayesinde hali hazırdaki kurumsal raporlama sistemlerinin uyumlaştırılması, daha tutarlı ve karşılaştırılabilir bir raporlama sisteminin yaratılması amaçlanıyor. Raporlama sistemini hazırlayacak kurumlar tarafından üzerinde anlaşma sağlanan İşbirliği Protokolü’ne göre karbon, enerji, su ve ormana dayalı ürünlerin de dahil olduğu doğal sermayenin nasıl kullanılması gerektiği ile ilgili konular da entegre raporlama sisteminin ana temellerinden birini oluşturacak.

CDP CEO'su Paul Simpson, sermaye piyasalarının karbon, enerji ve orman başlıkları altında uygulanan kurumsal politikaların nasıl etki yarattığı hakkında kaliteli bilgiye ihtiyaç duyduğunu belirterek, CDP ve IIRC'nin bu amaç doğrultusunda çalıştığını vurguladı.  
IIRC CEO’su Paul Druckman ise IRRC’nin amacının diğer raporlama sistemleri ile birlikte çalışarak Entegre Raporlama sistemine geçişin hızlandırılması olduğunu belirtti. Druckman, yeni sisteminin diğer finansal olmayan raporlama sistemlerinin yerini almayı hedeflemediğini; bunun yerine bu tür raporların entegre raporlama sistemi ile daha faydalı hale getirilmesinin amaçlandığını söyledi.

IIRC tarafından hazırlanan çerçeve raporlama sistemi, halen kullanılan CDP ve CDSB gibi kurumların kullandığı raporlama sistemlerini temel alıyor. CDSB Yönetim Kurulu Başkanı Rick Samans, IIRC çerçeve raporlama sisteminin kurumlara nasıl daha fazla değer yaratacaklarına ilişkin yüksek düzeyde ve prensiplere dayalı bilgiler saylayacağını belirtti. Samans, CDSB’nin çerçeve siteminin entegre raporlama sisteminin bir parçasını oluşturacağını açıkladı.

 
 

CDP ve WWF'den Ortak Rapor

Şirketler, iklim değişikliğine karşı alacakları önlemlerle karlılıklarını milyon dolarlar seviyesinde arttırabilir.

WWF ve CDP tarafından 18 Haziran 2013 tarihinde yayınlanan  “ %3’lük Çözüm: Karbon azaltımı ile karlılık arttırımı ” başlıklı rapora göre şirketler emisyon rakamlarını azaltarak karlılıklarını artırabilir.

Rapora göre ABD’de faaliyet gösteren şirketler, yıllık emisyon oranlarını %3 civarında azalttıkları takdirde 2020 yılına kadar 190 milyon Dolar, on yıl içerisinde ise 780 milyon Dolar geri kazanabilecekler. Bu sayede şirketler hem karlılıklarını artırabilecek hem de iklim değişikliğine karşı mücadele edebilecekler.  

Raporda ayrıca, S&P 500 listesine dahil her beş şirketten dördünün CDP’ye raporlama yaptığına değiniliyor. Bu raporlamalar sayesinde şirketler emisyon azaltımı çalışmaları kapsamında yaptıkları yatırımlardan, toplam sermaye yatırımlarına göre çok daha karlı sonuçlar elde edebiliyor.  

Raporda ayrıca, ABD’de faaliyet gösteren şirketlerin karlılıklarını arttırmak için ana sermaye yatırımlarının %3 ila %4’ünü her yıl az riskli emisyon azaltım projelerine ayırmalarının yeterli olacağı vurgulanıyor.

Şirketlerin emisyon azaltım hedeflerine ulaşabilmelerine destek vermek amacıyla geliştirilen Carbon Target and Profit Calculator aracı da raporda yer alıyor. Bu araç sayesinde şirketler, emisyon azaltım hedeflerini belirleyip gerekli hesaplamaları yapabilecekler.

WWF ve CDP emisyon azaltımı yoluyla karlılıklarını arttırmak isteyen şirketlerin aşağıdaki adımları takip etmesini tavsiye ediyor:

1.Raporda yer alan hesaplama aracını kullanarak emisyon azaltım hedeflerini belirlemek ve karlılık oranlarını tespit etmek

2.Elde edilen sonuçlara göre ana sermaye yatırımlarının yeniden düzenlenmesi

3.Elde edilecek karlılığın şirketin net kazanç hanesine kaydedilmesi

McKinsey & Company, Point380 and Deloitte LLP gibi dünyanın önde gelen kurumları rapora katkıda bulunmuş, ABD’de faaliyet gösteren şirketlerin CDP aracılığıyla açıkladığı bilgiler de raporda kullanılmıştır. Raporda ayrıca WWF Climate Savers Programı sayesinde hayata geçirilmiş projelerden elde edilen bulgular da yer almaktadır.

 
 

Finansal Raporların Geleceği: 18.000 Büyük Şirket "Avrupa Raporlama Direktifi" ve "Birleşik Krallık Zorunlu Raporlama Yönetmeliği"nden Etkilenecek

Birleşik Krallık Hükümeti, Londra borsasında yer alan şirketlerin sera gazı emisyonlarını halka açık bir şekilde duyurmalarını zorunlu hale getiren yeni bir düzenlemeyi Haziran ayında yürürlüğe sokacak.  Düzenlemeye göre, şirketler 30 Eylül 2013 tarihinden itibaren emisyon değerlerini yıllık raporlarında açıklamak zorunda kalacak.

Avrupa Komisyonu (EC) ise hali hazırdaki finansal düzenleme kapsamında Avrupa çapında yaklaşık 18 bin adet şirketin yıllık raporlarında sosyal ve çevresel bilgilere yer vermelerini sağlayacak yeni bir değişiklik önergesi sundu.

Yeni önerge sayesinde yatırımcılar şirketlerin çevresel politikaları ve etkileri hakkında daha tutarlı bilgilere ulaşabilecek. Avrupa Komisyonu’nun bu önergesi CDP’nin özel projesi olan Climate Disclosure Standards Board (CDSB) tarafından da desteklenmektedir.  

Aviva Investors ise kendi hazırladığı bilgilendirme raporunda , Avrupa Komisyonu’na şirketlerin finansal çerçevede yer almayan bütün bilgilerinin CDP ve CDSB’nin de içinde olduğu hali hazırdaki yol gösterici düzenlemelere göre yıllık raporlarda yer almasını teklif etti.

CDP ve CDSB yöneticiliği Aviva tarafından üstlenilen “ Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Koalisyonu ”nun üyeleri arasında bulunmaktadır. Koalisyonun bünyesinde genel varlıklar toplamı 2 trilyon Dolar’ı bulan sivil toplum kuruluşları, şirketler, finansal kurumlar ve diğer paydaşlar yer almaktadır. Koalisyon, Avrupa çapındaki karar alıcıların sürdürülebilir bir raporlama sistemi üzerinde ortak bir anlaşmaya varmaları yönünde çalışmalarını sürdürmektedir.

 
 

CDP 2013 Kentler Raporu'na Göre İklim Değişikliği ile Mücadele Eden Şehirler Daha Sağlıklı Bir Çevreye Kavuşurken, Ekonomileri de Güçlenecek

 

 

Ulusal hükümetler iklim değişikliği ile mücadelede ortak bir anlaşmaya varamazken; dünyanın birçok büyük kenti iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için çeşitli girişimlerde bulunmaya başladı. 20 Haziran 2013 tarihinde yayınladığı yeni rapora göre, bu kentlerde karbon ayak izi azalırken, 11 milyon Dolar civarında yıllık enerji tasarrufu sağlandı. Ayrıca bu kentlerde yaşayan insanlar daha sağlıklı bir yaşam çevresine kavuşurken, yeni iş imkanlarına da oluşmaya başladı.

CDP’inin uzun süreden beri ortağı olan C40 (Cities Climate Leadership Group) ile birlikte  AECOM  (Architecture, Engineering, Consulting, Operations and Maintance) tarafından hazırlanan yeni rapor, CDP’nin Kentler programı kapsamında karbon ve su stratejilerini açıklayan 110 büyük kenti kapsıyor. Rapora göre, iklim değişikliğine karşı geliştirilen politikalar sayesinde dokuz şehir toplam 40 milyon Dolar düzeyinde tasarruf sağladı.

Enerjiden elde edilen tasarrufa ek olarak, şehirlerin karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik uygulamaya başladığı politikaların %62’si potansiyel olarak yeni iş yatırımlarına imkan sağlayacak nitelikte. Brezilya’nın en kalabalık şehri olan Sao Paulo, hali hazırda temiz enerji ile ilgili yeni yatırım alanlarına ev sahipliği yapıyor. Bu yatırımlar arasında elektrik ve etanol ile çalışan araçlar dikkati çekiyor. Birleşik Krallık’ın en büyük şehirlerinden olan Manchester’da ise ekonomideki gerilemeye rağmen düşük karbon ve çevresel ürünler sektörü %4 büyüme başarısını gösterdi. Ayrıca raporda yer alan şehirlerin %55’i, yürümeyi ve bisiklet kullanmayı teşvik edici politikalar sayesinde halk sağlığını direkt veya dolaylı olarak iyileştirmeye başladılar. CDP Kentler programı direktörü Conor Riffle, enerji tasarrufuna yönelik politikaları benimseyen şehirlerin hem ekonomileri, hem de toplumları açısından birçok fayda sağladığını belirterek, ulusal hükümetlerin de amaç doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Yeni raporun Londra’da duyurulmasında etkin bir şekilde yer alan Londra Belediye Başkanı Boris Jonhson ise iklim değişikliğinin insan medeniyetine yönelik en büyük tehlikelerden biri olduğunu belirterek; Londra gibi CDP programına katılan diğer şehirlerin de karbon emisyonlarını azaltarak milyonlarca pound enerji tasarrufu sağladığının ve daha sağlıklı iş ve yaşam ortamları yarattıklarının altını çizdi.

C40’ın “iklim değişikliğine karşı önlem alan küresel şehirler ağında” yer alan bütün şehirler CDP’nin bu seneki yeni raporuna da katkıda bulundu. Ayrı ayrı şehirlere ait olan raporlara CDP sitesi üzerinden ulaşabilir, isterseniz tüm raporu herhangi bir ücret karşılığı olmaksızın indirebilirsiniz.  
Kendi alanında küresel düzeyde lider olan AECOM, ulaşım, çevre, enerji, su ve hükümet politikaları gibi başlıkları da kapsayan geniş bir yelpaze çerçevesinde uluslararası pazarlara teknik danışmanlık ve yönetim danışmanlığı hizmeti vermektedir. CDP ise şehirlere ve şirketlere küresel düzeyde çevresel raporlama hizmeti sağlayarak; şirket ve hükümetlerin sürdürülebilir ekonomiye geçişini destekleyen bir sivil toplum kuruluşudur.

 
 

CDP ve GRI, Şirket Raporlamalarına Fayda Sağlayacak Bir Anlaşma Metnine İmza Attı

 
                
 

6 Haziran 2013: Şirketlerin çevresel verilerini raporlamaları ve yönetmeleri için bir platform sağlayan tek global kurum olan CDP ile dünyada en yaygın olarak kullanılan ve en kapsamlı sürdürülebilirlik raporlama ilkeleri sağlayıcısı Global Raporlama Girişimi (GRI), bir anlaşma metnine (MOU) imza attılar. Kar amacı gütmeyen bu iki kuruluşun bir araya gelişi ile sürdürülebilirlik ve çevre raporlaması alanında uyumlu bir birliktelik sağlanmış oldu.

CDP ve GRI ortak çalışmalar yürüterek kurumsal sürdürülebilirlik raporlama ilkeleri, standartları ve kurallarını daha verimli ve etkin hale getirilmeyi hedefliyor. Bu yolla, CDP ve GRI, çevresel verilerin karşılaştırılmasında ve kurumsal raporlamada şirketlerin yükünü hafifletecek etkin adımlar atabilmeyi hedefliyor.
Bu birliktelik, kurumsal doğal sermaye bilgilerini açıklama ve küresel standardizasyon  sağlama yönünde çok önemli bir adım. Bu birliktelik sayesinde doğal kaynak kullanımının verimliliği daha etkin bir şekilde ölçülüp, değerlendirilebilecek.

GRI başkanı Ernst Ligteringen: "GRI ve CDP arasındaki ortaklık sürdürülebilirlik ve çevresel raporlamaya daha fazla açıklık ve uyum getirecektir ve böylece raporlanan bilginin değeri daha da artıracaktır. G4  içerisinde yer alan sera gazı emisyon göstergeleri kuralları CDP soruları ile birebir uyumluluk göstermektedir. Bizim işbirliğimiz sürdürülebilirlik ile ilgili kurumsal pazardaki bilgilerin yeniden şekillendirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır."

CDP CEO’su Paul Simpson: "Biz, yatırım kararlarının ve kurumsal eylemlerin değerlendirilmesi ve Dünya’nın doğal sermayesinin korunması gibi ortak hedefleri paylaşıyoruz. Bu uyum, şirketlerin raporlama çabalarından en iyi verimi elde etmeye ve daha sürdürülebilir kararlar almaya teşvik sağlayacaktır."

Anlaşma metni, CDP ve GRI’ın bilgi alışverişini artırma ve ortak bir çalışma planı oluşturulması gibi çeşitli işbirliği alanlarını içermektedir.  Anlaşma metni Amsterdam’da, Sürdürülebilirlik ve Raporlama 2013 GRI Küresel Konferansı'nda, 24 Mayıs 2013 tarihinde imzalandı.

 
 

CDP Türkiye 2013 Eğitim Webinarı Gerçekleştirildi

28 Mart 2013 tarihinde CDP Türkiye eğitim webinarı eğitimi gerçekleşti. Webinar (internet tabanlı seminer), CDP Türkiye 2013 İklim Değişikliği programına yanıt veren Türk firmaları için bilgilendirme amacıyla düzenlendi. Seminerde CDP’ye ilk kez yanıt veren şirketler için rehberlik, iklim değişikliği raporlama yol haritası, ve ORS kullanımı, iklim değişikliği anketi tanıtımı, derecelendirme ve doğrulama konularını tartışıldı.

Seminer sunumları ve gündem için linke tıklayınız.

Seminer videosu için linke tıklayınız.

 
 

CDP Yenilendi, Karbon Saydamlık Projesi'nden CDP'ye

CDP’nin, uluslararası kurumsal yatırımcılar adına, şirketlerden çevresel verilerini ve iklim değişikliği stratejilerini rapor etmelerini talep eden küresel bir platform başlatmasının üzerinden 10 yıl geçti. Bu süre içerisinde CDP, iklim değişikliği ve doğal kaynak kullanımı gibi konuları yönetim kurullarına taşıdı ve kurumsal dünyanın da ötesine geçerek kentler ve hükümetler ile işbirlikleri gerçekleştirdi. Bundan sonra sadece CDP adını kullanacak proje küresel pazarın değişen ihtiyaçlarına yanıt vermeye devam edecek. CDP platformu çokuluslu alıcıların daha sürdürülebilir tedarik zinciri ağı oluşturmalarına da önemli ölçüde katkı sağladı. CDP, ayrıca yıllardır hissedar katılımı yoluyla şirketlerin iklim performans süreçlerini değerlendiriyor ve iyileştiriyor.

Karbon, enerji ve iklim değişikliği ile ilgili konuların yanı sıra doğal kaynak kullanımı ile ilgili verileri de talep etmeye başlayan Karbon Saydamlık Projesi’nin kapsamı gibi ismi de yenileniyor. Daha cesur ve daha dinamik bir logo seçilmesindeki amaç önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir ekonomiler yaratmak için atılacak adımları yansıtıyor.
CDP, iklim değişikliğinin önüne geçilmesi ve değerli doğal kaynakların tükenmesini önlemek için; iş, yatırım ve politika konularında güvenilir bilgiler sağlayarak küresel ekonomik sistemi daha duyarlı hale getirmeyi hedefliyor.

• Dünyanın en büyük halka açık şirketlerin % 81’i dahil olmak üzere 4.100 kuruluş, uluslararası kurumsal yatırımcılara çevre ve doğal kaynaklar üzerindeki etkilerini açıklamak için CDP’yi     kullanıyor.

• $87 trilyon Dolar’ı temsil eden 722 yatırımcı, CDP aracılığı ile kurumsal iklim değişikliği verilerini talep ediyor.

• Bugün CDP, altı kıtada 60 ülkede faaliyet gösteriyor.

 
 

Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi'nin Arkasındaki Kurum (DJSI) RobecoSAM, CDP sorularını Kullanacak

Dow Jones sürdürülebilirlik endeksinin (DJSI) arkasındaki şirket RobecoSAM bundan sonra yıllık kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması sürecinde halka açık şirketlerden çevresel verileri CDP soruları aracılığı ile talep edecek.

CDP, dünyadaki tek küresel çevre verileri raporlama sistemine sahip olmanın yanı sıra, Karbon Saydamlık ve Karbon Performans Liderlik Endeksleri’nin de yaratıcısı (CDLI & CPLI).
RobecoSAM ile yapılan bu işbirliği küresel pazarda sürdürülebilirlik verilerinin karşılaştırılma oranını arttıracak ve birçok farklı kurumdan gelen çevre bilgisi taleplerini karşılamaya çalışan şirketler için raporlama sürecini kolaylaştıracak.

RobeccoSAM, yıllık Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmeleri için kullanacağı iklim değişikliği stratejileri ile ilgili yedi adet soruyu CDP’nin soruları arasından seçti. Bu sayede, DJSI’ya katılan şirketlerin %90’ının iş yükü hafifletilmesi hedefleniyor.

 
 

Dünyadaki Sermayenin Üçte Birini Temsil Eden Kurumsal Yatırımcılar Çevresel Verileri Toplamak için CDP Yoluyla Çağrı Yapıyor

CDP 11 Şubat 2013’te, 87 trilyon dolar (US$) (neredeyse dünya sermayesinin üçte biri) varlığı yöneten 772 uluslararası kurumsal yatırımcı adına 5000’den fazla halka açık şirketi karbon emisyonlarını ve iklim değişikliği stratejlerini açıklamaya davet etti. Ayrıca, CDP yoluyla su ve orman ile ilgili bilgileri toplamak amacıyla halka açık şirketlerden bilgi talep eden uluslararası yatırımcı sayısında da artış gözlendi. Bu durum doğal sermayenin küresel market için maddi bir değer taşıdığının da göstergesi olarak kabul edilebilir.

CDP’den 2012 yılında davet alan şirketlerin %80’inden fazlası CDP’ye olumlu yanıt verdi. Bu yıl ise davetler dünya çapında 5000’den fazla halka açık şirkete yollandı. CDP şu an itibariyle doğal kaynak kullanımı kapsamında en geniş kurumsal şirket verisine sahip. CDP’nin Global Canopy Programme (GCP) ile birleşmesi ile şirketler, iklim değişikliği ve doğal kaynak kullanımı ile ilgili tüm verilerini (iklim değişikliği, su ve orman) bütünleşik bir CDP platformu altında raporlayarak yatırımcıların bilgisine sunabilecekler. Bu ortaklık, doğal sermayeyi saydamlaştırma konusunda CDP’yi dünyanın en kapsamlı raporlama sistemi haline getirdi.

2013’ün en önemli olayları şöyle sıralanabilir:

• CDP’nin imzacısı olan Uluslararası Kurumsal Yatırımcıların sayısı %10 arttı. (Geçen yıl 78 trilyon dolar varlığı yöneten 655 imzacı yatırımcı varken bu sene 87 trilyon dolar varlığı yöneten 722 imzacı yatırımcı bulunuyor)

• Yüksek emisyon rakamlarına sahip endüstriyel şirketlerin emisyon rakamlarını azaltma hedefi ile başlatılan Karbon Hareketi (Carbon Action) kapsamındaki imzacı yatırımcıların sayısı 2011 yılından bu yana 5 kat arttı.

• Su kullanımı konusunda duyarlılığın artması sayesinde, CDP’nin Su Programı imzacılarının sayısı sadece üç yıl içinde neredeyse dört katına çıktı. ( 2010 yılında 137 imzacı yatırımcı varken bu sayı 2013 yılında 530’a yükseldi)

• CDP Orman Programı kapsamındaki imzacı yatırımcıların sayısında neredeyse iki kat artış gözlendi (13 trilyon dolar malvarlığını yöneten 184 yatırımcıya ulaştı).
Şirketlerin 30 Mayıs 2013 tarihine kadar kendi emisyon datalarını ve emisyon-azaltımı aktivitelerini CDP’ye rapor vermeleri bekleniyor. Ayrıca 27 Haziran su ve orman bilgi girişi için son gün
.

 
 

CDP Türkiye 2012 Sonuçları ve Karbon Saydamlık Performans Lideri Ödülleri Açıklandı

 

 

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından yürütülen Karbon Saydamlık Projesi (Carbon Disclosure Project - CDP),  Türkiye’de 2010 yılından bu yana Akbank’ın desteği ile üçüncü yılında. Şirketlerin sera gazı salımları ve iklim değişikliğine yönelik stratejilerini uluslararası kurumsal yatırımcılarla paylaşmaları yönünde önemli bir adım olan Karbon Saydamlık Projesi, dünyanın en prestijli ve yaygın çevre girişimi olarak kabul ediliyor.

Sabancı Üniversitesi Karbon Saydamlık Projesi ekibinin, Ernst & Young Türkiye ofisinin katkılarıyla hazırladığı CDP Türkiye 2012 Raporu, Karbon Saydamlık Projesi’ne Türkiye’den dahil olan şirketlerin verdikleri yanıtların analizini ve Türkiye’de iklim değişikliği ile ilgili ana eğilimleri içeriyor. Önsözünü Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer ve Karbon Saydamlık Projesi CEO’su Paul Simpson’un yazdığı CDP Türkiye 2012 Raporu'na yanıt veren şirketlerin sayısı, 2011 senesinde 20 iken bu sene bu rakam 32’ye yükseldi.

Rapora dahil olan şirketlerin sayısının yükselmesinde sadece İMKB-100 endeksini oluşturan şirketlerin değil, ayrıca İMKB-100 listesi dışında kalan, halka açık olan ya da olmayan şirketlerin de yanıt vermesi etkili oldu.

CDP Türkiye 2012 Raporu'nun açıklandığı toplantıda, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil’in açılış konuşmasının ardından, Aviva Yatırım’ın Başkanı Paul Abberley ile Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Karbon Saydamlık Projesi Türkiye Direktörü Melsa Ararat birer konuşma yaptılar. Paul Abberley, Haziran 2012’de Brezilya’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Rio+20 Zirvesi'nin ‘İstediğimiz Gelecek’ başlığıyla yayınlanan sonuç bildirgesine ve bu bildirgenin mevcut sürdürülebilirlik ve çevre raporlama sistemleri üzerindeki etkilerine odaklanırken, Melsa Ararat, CDP Türkiye 2012 Raporu’nun sonuçlarını ve CDP Türkiye Karbon Saydamlık ve Performans Liderlerini açıkladı.

Rio+20 Zirvesi Sonuç Bildirgesinde hükümetlerin şirketlerden iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik ile ilgili verilerini açıklamalarını talep etmeleri konusundaki mutabakatını dile getiren ve Rio 20 sonuç bildirgesine alınan 'Paragraf 47'nin arkasındaki kurum niteliğinde olan Aviva Yatırım'ın Başkanı Paul Abberley de toplantıda bir konuşma yaptı. Abberley konuşmasında, “Aviva Yatırım, müşterilerinin yatırım kararlarını daha doğru bir şekilde alabilmesi için yatırım yapacakları şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim ile ilgili verilerini kurumsal şirket stratejileri kapsamında açıklamalarının önemine inanıyor. Karbon Saydamlık Projesi bu eğilimin ana etkenlerinden bir tanesi ve bu yolla sürdürülebilir ekonomik büyüme ile finansal pazarlar arasındaki ilişkinin daha etkin olması konusunda öncü bir rol üstleniyor” dedi.

CDP Türkiye Karbon Saydamlık ve Performans Liderleri ödüllendirildi. CDP Türkiye 2012 Karbon Saydamlık Lideri ödülünü Arçelik alırken, ödülü Arçelik Genel Müdür Yardımcısı İsmail Hakkı Sağır’a Sabancı Üniversitesi Rektörü Nihat Berker takdim etti.  CDP Türkiye 2012 Karbon Performans ödülünü Garanti Bankası alırken, ödülü Garanti Bankası Sürdürülebilirlik Komitesi Üyesi ve Sürdürülebilirlik Ekibi’nin bağlı olduğu Proje Finansmanı Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin’e Ernst & Young Türkiye Denetim Bölümü Başkanı  Dilek Çilingir takdim etti.

Raporun tamamına linkten erişebilirsiniz.

 
 

Cate Lamb, Su Ayak İzi Webinerinde

CDP- Su Girişimi Yöneticisi Cate Lamb, 9 Ocak 2013 tarihinde GTE ve ERM tarafından düzenlenen Su Ayak izi Webinerinde konuşan Lamb, CDP- Su Saydamlık programı tanıttı ve 2012 raporunda yer alan bul  gulara değindi.

İnternet ve telefon üzerinden gerçekleştirilen Su Ayak izi Webinerinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Coca Cola İçecek, GTE ve ERM’den de konuşmacılar yer aldı. Etkinlikte konuşan Cate Lamb, yatırımcıların su ile ilgili risklerin giderek daha çok farkına vardığını ve şirketlerden de su ile ilgili risk yönetimi ve performansları konusunda daha şeffaf bilgiler beklemekte olduğunu ifade etti. Yaşanma sıklıkları artan beklenmedik kuraklık ve aşırı yağış olaylarından dolayı özel sektör hammadde tedariği ve maliyeti, üretim ve ürün kayıpları gibi konularda problemlerle karşılaşmakta olduğunun altını çizen Lamb geçen sene bildirilen raporlarda $200 milyon’a kadar çıkan zararların bildirildiğini belirtti.

Buna rağmen, su ayak izinin iklim değişikliği kadar ilgi çekmediği söyleyen Lamb sürdürülebilir su yönetiminin firmalara maliyet azaltımı, yeni ürün veya hizmetlerin satışı, artan marka değeri gibi alanlarda stratejik fırsatlar sunduğunu ifade etti. Sürdürülebilir su yönetiminin karmaşık bir yapısı olduğunu vurgulayan Lamb bu sebeple gerek havza yönetimi gerekse verimlilik konularında diğer paydaşlar ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini bunun en önemli parçalarından birinin de tedarik zinciri olduğunu vurguladı.

 
 

Paragraf 47, Diğer Devletleri Paragraf 47'nin Dostlarına Katılmaya Davet Ediyor

Haziran 2012 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilirlik Gelişmeleri Konferansından sonra, Rio+20’nin Paragraf 47 üyelerinden dört devlet, Brezilya, Danimarka, Fransa ve Güney Afrika, sürdürülebilirlik raporunu geliştirmek için Paragraf 47 Arkadaş Grubunu kurdu.

Bu ayın başlarında, bu dört üye devlet Kurumsal Sürdürülebilirlik Paragraf 47 Arkadaş Grubu raporunun şartını yayınladı. Paragraf 47 ruhunda, diğer hükümetleri ortak çalışmak ve istediğimiz geleceği yaratmak için Kurumsal Sürdürülebilirlik Paragraf 47 Arkadaş Grubu raporunun şartında vurgulanan vizyonu paylaşmaya davet ediyoruz.
Bu şartın tamamına linkten erişebilirsiniz.

Şu an bu dört devlet, bu işte onlara katılacak uluslararası topluluklar arıyor. Eğer sizin hükümetiniz Paragraf 47 Arkadaş Grubuna katılmakla ilgilenirse lütfen Birleşmiş Milletler Konferansı Ticaret ve Geliştirme (UNCTAD) sekreteriyle iletişime geçin isar@unctad.org.

 
 

Karbon Saydamlığı Projesi ve Orman Ayak İzi Saydamlığı Projeleri Birleştiler

Karbon Saydamlığı Projesi ve Orman Ayak izi Saydamlığı Projesi, karbon, su ve ormanı da kapsayan, dünyanın en geniş doğal sermaye saydamlık sistemi için birleşti.

Londra, 12 Haziran 2012: CDP ve GCP (Global Canopy Programme) bugün duyurulan bir antlaşma ile GCP’nin Orman Ayak izi Saydamlığı Projesi (FFD) ve CDP önümüzdeki iki yıl boyunca ortak çalışma yürütecek. İlk defa bu birleşme ile; dünya atmosferinin, suyun ve ormanların saydamlık projeleri aynı çatı altında birleşecek; bu sayede dünyanın en geniş çaplı ve en kapsamlı doğal sermaye saydamlığı sistemini oluşturulacak.

Rio+20 Dünya Zirvesinin en önemli gündem maddelerinden biri  ‚ işletmelerin gezegenin doğal sermayelerinin kullanma şekli ile küresel yeşil ekonomi arasındaki ortak yolun nasıl karşılanabileceğiydi. Çevre verilerine yaklaşımda atılan büyük adım, işletmecilerin ve yatırımcıların doğal sermayenin kritik kullanımının hem kendi işlemlerinde hem de tedarik zincirlerindeki önemini anlamalarına yardımcı oldu. Bu durum küresel yeşil ekonominin gelişim sürecinde önemli bir adım.

Daha fazla bilgi için tıklayınız.

 
 

CDP Küresel Su Saydamlığı 2012 Raporu Yayınlandı

 

 

Su, küresel ekonominin yaşayan damarlarından biri. CDP Küresel Su Raporu 2012, tüm şirketlere bir çağrı niteliğinde. Su stratejisine ve su sorunlarıyla mücadele ve daha iyi bir geleceğin yapı taşlarını oturtmak için şirketlerin liderlik rolüne dikkat çekiyor.

Kuraklık ve diğer su problemlerinin zararlı etkilerinde keskin bir yükseliş var, fakat şirketlerin su stratejilerinin yönetim kurulları düzeyindeki gözetimi açısından, değişim sayıca çok düşük; oldukça düşük sayıda kuruluş su saydamlığı ve onunla ilgili risk yönetimini destekliyor. En büyük şirketlerin küresel analizinden ele geçen birkaç temel bulgu CDP’nin 2012 basımında bulunuyor.

Bu yıl, 2012’de öncekinden daha fazla işyeri su merkezli sorunların farkına vardı. Küresel 500’e göre istatiksel olarak 191 şirketin %60’ı; suyla ilgili sorunlar, riskler ve fırsatlara şirketler artan oranda yatırım yapmaya başladı. Sağlık sektörü en yüksek oranla %77, enerji ise ikinci sırada %44 bulunuyor; şaşırtıcı olarak bu sektör en büyük riske sahip.
Bu rapor 6 Ağustos 2012’den beri ele geçen 185 cevabın analizine dayanıyor ve yatırımcıların nasıl şirket çıkarlarına destek olacak şekilde en kompleks su sorunlarını çözeceğini anlatıyor.
Bu senenin davalıları gösteriyor ki, şirketlerin gelecek için yaptıkları su stratejisi planları ve iş stratejileri belirlenene kadar tüm kollektif eylem devam edecek.  Su ile ilgili sorunların stratejik öneminin artmasından dolayı, küresel 500’e içindeki tepki gösteren şirket sayısının artacağı ön gürülüyor.

CDP’nin Küresel SU Saydamlığı 2012 raporunun tamamını için aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

 
 

2011'de Türkiye'den 32 Şirket CDP'nin Bilgi İsteğine Cevap Verdi

CDP Türkiye’ye yanıt veren şirketlerin sayısı geçen seneye oranla %60 oranında arttı.

Geçen sene IMKB-100’e dahil olan ve gönüllü olarak yanıt veren şirketlerin sayısı 20’yken bu rakam 2012’de 32’ye ulaştı. Özellikle üretim yapan sektörlerde yaşanan artış iklim değişikliği üzerinde Türkiye’deki özel sektörün etkisinin CDP aracılığı ile daha net ortaya koyulmasını sağlayacak.

Sektör dağılımı açısından geçen seneye oranla daha çeşitli sektörleri de kapsayacak CDP Türkiye 2012 Raporu için hazırlıklar başladı. Bu sene de geçen sene olduğu gibi Sabancı Üniversitesi ve E&Y Türkiye’nin oluşturduğu bir ekibin hazırlayacağı raporun lansmanının Kasım 2012’de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu sene CDP’ye yanıt veren şirketlerin tümü hem saydamlık (Disclosure Scoring) hem de performans (Performance Scoring) açısından CDP’nin derecelendirme metodolojisine göre derecelendirilecek.

 
 

CDP Türkiye Ekibi Rio+20 Konferansı'na Katıldı

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından hayata geçirilen CDP Türkiye Projesi Direktörü Melsa Ararat ve Proje Yöneticisi Mirhan Köroğlu Brezilya’da gerçekleştirilen Rio+20 zirvesine katıldı.

Kurumsal Yönetim Forumu ve CDP kapsamında birçok toplantıya katılan CDP Türkiye ve CDP Global ekibi için konferansın sonunda tüm taraflarca imzalanan “The Future We Want” dökümanına özel sektörün saydamlığı ve rapor verebilirliğinin hükümetler tarafından da desteklenmesi için çağrı yapan “Paragraf 47”nin dahil edilmesi en önemli gelişmelerden biriydi.

 
 

CDP Kentler 2012 Raporu Yayınlandı

CDP’nin Haziran ayında yayınladığı CDP Kentler Raporu’na göre, CDP’ye yanıt veren kentlerin %82’si iklim değişikliğine uyum sürecinin ekonomik büyüme için yeni bir alan yarattığını bildiriyor. Şehir yönetimlerinin yarısından çoğu, iklim değişikliğinin yeni iş olanakları yarattığını söylüyor. Fakat, yanıt veren kentlerin ancak üçte biri iklim değişikliğine uyum için yeni finansman kaynaklarına ulaşabildiklerini bildiriyor.

CDP Kentler 2012 Raporu’na göre raporlama yapan kentler iklim değişikliğine uyumun finansal olarak da olumlu getirileri olduğuna dikkat çekiyor. Şehir yönetimlerinin yaklaşık üçte biri, iklim değişikliğine uyum sürecinde gerçekleştirilen projeler sonucunda operasyonlarındaki enerji verimliliğinin arttığını, beşte biri ise bu artışın enerji güvenliğine bir çözüm sunabileceğini belirtiyor. Yeni iş olanakları ve endüstri büyümesi ise kentlerin yoğun olarak  üzerinde durduğu alanların başında geliyor. Şehir yönetimlerinin %55’i yeşil iş olanaklarının artması yönündeki beklentilerini raporlarken, %53’ü ise çevreye duyarlı ve düşük karbon salınımlı teknoloji üretiminin önemli bir endüstri haline geleceğinden bahsediyor.

C40’ye üye kentlerin tümü ile yanıt veren toplam 73 kentin %82’si iklim değişikliği sorununun aciliyetine dikkat çekerken, kısa dönemde karbon salınımlarını azaltıcı faaliyetlerinin, eğitim programlarının ve atık yönetim süreçlerinin iyileştirilmesinin desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu girişimlerin %64’i genel belediye fonları tarafından destekleniyor. Bir başka deyişle, şehir yönetimleri kendi olanaklarını kullanarak ve dışardan finansal destek almadan iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Dünya Bankası ve uluslararası diğer kalkınma bankalarının kentlerin yürüttüğü iklim değişikliğine uyum faaliyetlerine fon sağlama yönündeki olumlu açıklamalarına karşın, kentlerin emisyon azaltımı hedefiyle gerçekleştirdiği projelerin sadece %1’lik kısmı kalkınma bankaları tarafından destekleniyor.

CDP Kentler 2012 Raporunun tamamına  linkten ulaşabilirsiniz.

 
 

CDP Dördüncü Tedairk Zinciri Raporunu Yayınladı

 

 

“Karbon Saydamlık Projesi (CDP) ve Accenture’ın yayınladığı rapora göre global şirketler kendi karbon performanslarını geliştirdikleri halde tedarik zincirlerinde önemli ölçüde emisyon azaltımı sağlayamıyorlar. CDP Tedarik Zinciri’ne üye olan, L’Oréal, Philips ve Wal-Mart’ın da aralarında bulunduğu 49 şirket ve bunların 1.800’den fazla tedarikçilerinden alınan bilgilere göre yanıt veren şirketlerin %43’ü yıllık bazda emisyon azaltımı sağlarken tedarikçilerin sadece %28’i bunu uygulayabilmiş.

“Yeni Devir: Düşük Karbonlu Ekonomide Tedarikçi Yönetimi” Raporu, iklim değişikliğinin yol açtığı etkilere şirketlerin tedarik zincirlerinin ne kadar hazırlıklı olduğu konusunda CDP’nin her yıl yayınladığı dördüncü global çalışma. Yanıt veren şirketlerin %39’unun kendi emisyonlarını azaltıcı faaliyetlerde bulunduklarında mali tasarruf yapmaları ve %34,5’inin tedarikçilerinin karbon azaltımı faaliyetlerinde bulunduklarında yeni gelir kaynakları ve finansal tasarruflardan yararlanmalarına rağmen, şirketlerin kendi emisyonları ile tedarikçilerinin emisyonları arasında kopukluk bulunuyor.

Raporda önde gelen şirketlerin işletim sistemlerini değiştirmekte olduğu belirtiliyor. Yanıt veren şirketler incelendiğinde satın alma yönergeleri içeren iklim değişikliği stratejileri olan şirket oranında artış (2009’daki %74 ve 2010’daki %79’dan artarak ulaştığı değer %90) gözlenmekle beraber raporda, yanıt veren şirketlerin %67’sinin tedarik zinciri prensiplerine karbon yönetimini dahil ettikleri gösteriliyor.

Yanıt veren şirketler arasından, önümüzdeki 5 yıl içinde resmi çevresel kriterlere uymayan tedarikçilerle çalışmayı seçmeyeceklerini belirten şirket oranı iki katından da fazla artarak 2009’daki %17’den 2011’de %39’a ulaştı. Ayrıca yanıt veren şirketler arasında, satın alma personeline tedarik zincirinde karbon yönetimi hakkında eğitim verme yatırımı yapan şirketlerin, 2009’daki %26’dan ve 2010’daki %41’den yükselerek %63 oranına ulaştığı belirtiliyor.

CDP Tedarik Zinciri Raporu 2012’ye  linkten ulaşabilirsiniz.

 
 

"İklime Özen Göstermek" Girişimi

 

 

BM Çevre Programı ve BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ortaklığında ortaya çıkan ve 65 ülkeden yaklaşık 400 şirket tarafından kabul edilen ‘İklime Özen Göstermek’ (Caring for Climate) girişimi, özel sektörün iklim değişikliğine uyum sürecindeki rolünün arttırılmasını amaçlamaktadır. Bu çerçevede, imzacı şirketler anlaşmada belirtilen beş başlık altında her yıl düzenli olarak bildirim yapmayı taahhüt ediyorlar.

Girişim, CDP raporlama sürecinin anlaşma taahhütlerin yerine getirmesi için bir araç olarak kullanılmasını destekliyor. Taahhütlerin yerine getirilmesi için GRI ve Küresel İlkeler Sözleşmesi İlerleme Bildirimi süreç ve metodolojileri de kullanılabiliyor.

CDP Soru formu, İklime Özen Gösterme taahhütlerinin tümünü kapsıyor, ve imzacı şirketlerin yükümlülüklerini tamamıyla yerine getirebilmesi için bir platform sağlıyor.
CDP soru formunu yükümlülüklerini yerine getirmek için kullanmak isteyen imzacı şirketlerden, CDP yanıtlarının bir kopyasını her sene girişimin sekretaryasına ulaştırılmaları bekleniyor.

İklime Özen Göstermek girişimine üye olmak ve daha ayrıntılı bilgi için  bağlantıyı kullanabilirsiniz.

 
 

Karbon Saydamlık Projesi, Sektörel İklim Değişikliği Yaklaşımları Çalıştayını Düzenledi

Karbon Saydamlık Projesi İngiltere Hükümeti’nin desteği ile hayata geçirilen Karbon Saydamlık Projesi’nin kapsama alanının genişletilmesi projesi dahilinde, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ile “Sektörel İklim Değişikliği Yaklaşımları Çalıştayı” gerçekleşti.

Türkiye'de Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından, Akbank’ın sponsorluğu ve Ernst & Young’ın rapor sponsorluğu ile yürütülen Karbon Saydamlık Projesi (Carbon Disclosure Project – CDP), İngiltere Hükümeti Refah Fonu tarafından sağlanan destek ile 2011 yılının ikinci yarısında yeni bir projeye başladı.  Karbon Saydamlık Projesi Türkiye, bu proje sayesinde, sektörel bir bakış açısı ile emisyon oranı yüksek olan firmaların CDP’ye gönüllü katılımını artırmayı hedefliyor.

Karbon Saydamlık Projesi bu kapsamda, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) işbirliğiyle, 27 Şubat 2012 Pazartesi günü, İMMİB Konferans Salonu’nda “Sektörel İklim Değişikliği Yaklaşımları Çalıştayı” düzenledi.

Çalıştayın ilk yarısında bilgilendirme sunumları gerçekleştirilirken, ikinci yarısında ise İngiltere Büyükelçiliği'nin desteği ile yürütülen, Karbon Saydamlık Projesi'nin kapsama alanının genişletilmesi projesi çerçevesinde hazırlanmakta olan ve sektörler üzerine odaklanan, "En iyi Örnekler Kitapçığı" ile ilgili bir sunum yapıldı. Sunumun hemen ardından katılımcı şirketler sektörel gruplara ayrılarak, yuvarlak masa toplantıları düzenledi.

 
 

Karbon Saydamlık Projesi, Zayed Enerji Ödüllerinde Sivil Toplum Kuruluşu ve KOBİ Kategorisinde Büyük Ödüle Layık Görüldü

 

 

Kârlı bir düşük karbon ekonomisine geçişe aracılık eden, sera gazı emisyonunda düşüler sağlayan ve şirketlerin ve belediyelerin sürdürülebilir su kullanımını teşvik eden, Türkiye’de Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından yürütülen Karbon Saydamlık Projesi Zayed Enerji Ödülleri’nde Sivil Toplum Kuruluşu ve KOBİ kategorisinde büyük ödüle layık görüldü.
Bu yıl dördüncüsü verilen Zayed Enerji Ödülleri, iklim değişikliğinin getirdiği sorunlara çözüm geliştiren çalışmalara verilen en saygın ödüllerden biridir ve Abu Dabi’de gerçekleştirilen Dünyanın Geleceği Enerji Zirvesi’nin en önemli unsurları arasında yer alıyor.  Sürdürülebilir kalkınmada liderlik ve yenilikçiliği, enerji tüketimine uzun vadeli yaklaşımlar getirilmesini teşvik için verilen ödüllere 71 ülkeden 1103 çalışma aday gösterildi ve 425 başvuru alındı.

Karbon Saydamlık Projesi, uzun vadeli refah için verimli bir sermaye paylaşımı ile iklim değişikliğinin tehlikeli sonuçlarını önlemeye ve su gibi doğal kaynakları korumaya yönelik hareket eden küresel, bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur. Yatırımcılar, işletmeler, belediyeler ve hükümetlerle işbirliği yapan Karbon Saydamlık Projesi, dünya genelinde binlerce işletmeye enerji tüketimlerini, karbon salımını ve su kullanımını azaltmak, çevre ile ilgili bilgileri ölçmek, açıklamak, yönetmek ve paylaşmak için dönüştürücü bir küresel sistem getirmektedir.
“Zayed Enerji Ödülü ile onurlandırıldığımız için çok mutluyuz,” diyen Karbon Saydamlık Projesi Yönetim Kurulu Başkanı Paul Dickinson, şöyle devam etti: “Bilginin gücünü kullanarak dünya çapında sera gazı salımını azaltmak için on yılı aşkın süredir çalışıyoruz.  Ölçüm, raporlama, şeffaflık ve analiz yöntemleriyle küresel şirket faaliyetlerinde gerçek bir değişime öncülük ederken, kârlı ve düşük karbon salımlı büyüme ile ortaya çıkan karşılıklı yararlı senaryoyu hayata geçiriyoruz.  Bu ödül, yeşil bir ekonominin sürdürülebilir ekonomik refahı kolaylaştırmaktaki etkisini ve Karbon Saydamlık Projesi’nin bundaki rolünü tescil etmektedir.”

Karbon Saydamlık Projesi sayesinde, dünyanın en büyük ekonomilerinde yer alan 3700’den fazla şirket ve belediye, sera gazı salımlarını, ilkim değişimi risklerini ve su stratejilerini ölçmeye ve açıklamaya teşvik edildi.  

Kurumların kendileri tarafından raporlanan bilgilerden oluşan dünyanın en büyük iklim değişimi verisi, Karbon Saydamlık Projesi’nde bulunmaktadır.  Bu bilgiyi faaliyet, yatırım ve politika karar mekanizmalarının merkezine koyan proje, kurumların ve hükümetlerin iklim değişikliğiyle ilgili riskleri azaltmasına ve fırsatlardan yararlanmasına yardımcı oluyor.  Bu bilgi aynı zamanda yatırımcıların ve kamuoyunun, hangi kurumların iklim değişikliği ve su kullanımıyla ilgili en sorumlu şekilde hareket ettiğini öğrenmesini sağlayarak daha sürdürülebilir bir dünyaya yönelik hareketleri hayata geçiriyor.

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü ve Karbon Saydamlık Projesi Türkiye Direktörü Melsa Ararat "Bu ödül, Karbon Saydamlık Projesi'nin dünyada ve Türkiye'de iklim değişikliğine karşı mücadelede oynadığı rolü güçlendirecektir" dedi.

 
 

Karbon Saydamlık Projesi, ingiltere Büyükelçiliği'nin Refah Fonu ile Kapsama Alanını Genişletiyor

 
               
 

Karbon Saydamlık Projesi’nin kapsama alanının genişletilmesi projesi dahilinde, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ile bir işbirliği programı başlatılıyor. Bu çerçevede ilk olarak 25 Ocak tarihinde, bir eğitim veriliyor.

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından, Akbank’ın sponsorluğu ve Ernst&Young Türkiye’nin rapor desteği ile 2010 yılı başından bu yana Türkiye’de yürütülen Karbon Saydamlık Projesi (Carbon Disclosure Project – CDP) çalışmalarının kapsama alanını genişletiyor.

İngiltere Büyükelçiliği’nin Refah Fonu kapsamında verdiği destek ile 2011 yılının ikinci yarısında yeni bir proje başlatan Karbon Saydamlık Projesi Türkiye, bu proje sayesinde, sektörel bir bakış açısı ile emisyon oranı yüksek olan firmaların projeye gönüllü katılımını artırmayı hedefliyor.

CDP, Genişleme projesi dahilinde İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ile bir işbirliği programı başlatıyor. Program kapsamında, kimya sektörü başta olmak üzere, sanayi kuruluşları nezdinde iklim değişikliğinin getirdiği risklere ve bu risklerin yönetimine dair bilincin artırılması amacıyla çeşitli etkinlikler yapılması planlanıyor. İki kuruluş bu çerçevede, ilk olarak 25 Ocak tarihinde bir eğitim düzenliyor.  

Bu kapsamda eğitimin öğleden önceki kısmında Karbon Saydamlık Projesi sorularının nasıl yanıtlanacağına yönelik bir eğitim verilmesi planlanırken, öğleden sonra Bureau Veritas, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından taslak yönetmelik olarak hazırlanan ve işletmelere sera gazı emisyonlarını Bakanlığa raporlama yükümlüğü getiren Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi, Doğrulanması ve Raporlanmasına yönelik bir eğitim veriyor. Eğitime 150 civarında katılımcının gelmesi bekleniyor.

Karbon Saydamlık Projesi Türkiye ayağı kapsamında IMKB-100 listesindeki şirketlere davet gönderilirken, IMKB-100 listesinde yer almayan şirketler de gönüllü olarak projeye katılabiliyor. Projenin Türkiye ayağına gönüllü olarak katılan şirketler arasında Yünsa, Akçansa ve Brisa gibi sektörünün önde gelen firmaları yer alıyor. İngiliz Hükümeti tarafından sağlanan destek ile yürütülen bu yeni proje sayesinde Karbon Saydamlık Projesi’nin Türkiye’deki kapsama alanını genişletmek ve özellikle emisyon oranları yüksek olan sektörlerde gönüllü katılımı artırmak hedefleniyor.

 
 

CDP Türkiye 2011 Raporu Lansmanı

Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Açılış Konuşması: Fatih Birol - Sunuma buradan ulaşabilirsiniz.
(Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti ve İstanbul Uluslararası İklim ve Enerji Merkezi Danışma Kurulu Başkanı)

Panel

"İklim Değişimi ve Gelişmekte Olan Piyasalar"

Rapor Lansmanı – Sabancı Müzesi
18 Kasım 2011 Cuma
15:00-18:00

- Sue Howells - CDP, Global Operasyonlar Başkanı

- Alexis Krajeski - F&C, Direktör Yardımcısı, Yönetim ve Sürdürülebilir Yatırımlar

- Giorgio Capurri – UniCredit, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yöneticisi, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Grup Kimliği ve İletişimi

- Melsa Ararat – Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi – CDP Türkiye Direktörü

 
 

Karbon Saydamlık Projesi'nin 2011 Global 500 Raporu Açıklandı 

 

 

Dünyanın en büyük şirketlerinin karbon azaltım faaliyetlerini inceleyen Global 500 Raporu iklim değişikliği ile ilgili dünyanın en kapsamlı özel sektör raporu olma özelliğini taşıyor. Bu sene Türkiye’den davet alan üç şirketten ikisi rapora dahil olmayı başardı.

2010 senesinde Global 500 raporuna Türkiye’den katılan ilk şirket olma özelliğini taşıyan Akbank 2011 senesinde de Global 500 raporunda yer alırken, Garanti Bankası ise ilk kez bu sene Global 500 şirketleri arasında yer aldı.

PricewaterhouseCoopers tarafından Karbon Saydamlık Projesi için geliştirilen özel derecelendirme metodolojisine göre Akbank puanlamada 72 C alırken Garanti Bankası da 74 C aldı. Bu puanlar iki şirketin de genel ortalamanın üstünde başarı gösterdiğini ortaya koyuyor. Raporun bu seneki en olumlu sonucu yanıt veren şirketlerin çoğunun iklim değişikliği faaliyetlerinin iş stratejilerine dahil edilmiş olması. 2010 senesinde şirketlerin %48′i iş stratejilerine iklim değişikliği faaliyetlerini dahil ederken, bu rakamın 2011′de %68′e çıktığı görülüyor. Bir diğer ilgi çeken konu ise emisyon azaltım faaliyetleri vasıtasıyla sera gazı salımlarını azaltan şirketlerin sayısındaki artış. Bu rakam 2010′da %19′ken 2011′de %45′e yükselmiş. “Düşük karbonlu büyümeyi hızlandırma” başlığı ile yayınlanan rapor dünyanın en büyük şirketlerinden 396 tanesinin CDP’ye verdiği yanıtlarının analizini içeriyor. Geçen sene %65 olan yanıt verme oranının 2011 yılında %74′e ulaştığı görülüyor.

Altyapı sektörü iklim değişikliği performansı açısından en iyi sektör olarak karşımıza çıkarken enerji sektörünün en az azaltım taahhüdü veren sektör olduğu görülüyor. 2011 yılında CDP tarafından başlatılan “Karbon Hareketi” (Carbon Action) kapsamında azaltım taahhüdü veren 30 yeni şirketin daha Global 500 raporuna dahil edildiği görülüyor.
CDP Global 500 2011 Raporu’nun tanıtımı sürdürülebilir ve karlı büyüme temalı bir Global Forum vasıtasıyla yapıldı. Tüm dünyadan 20 kadar uzmanın bir araya gelerek iklim değişikliği ile ilgili konuları tartıştığı bu foruma Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Genel Sekreteri Christiana Figueres, Uluslararası Emisyon Ticareti Kuruluşu CEO’su Henry Derwent, FTSE CEO’su Mark Makepeace gibi isimler dahil oldu.

CDP Global 500 2011 Raporu'na ulaşmak için tıklayınız.