CDP'nin yeni raporu, şirketlerin plastik kaynaklı etkilerini ölçme, yönetme ve raporlama konusunda önemli ilerlemeler kaydettiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, plastik verilerini CDP aracılığıyla raporlayan şirket sayısı son iki yılda önemli ölçüde artarken, şirketler plastik hedefleri belirleme, değer zincirlerindeki plastik akışlarını izleme ve plastik kaynaklı riskleri tespit etme konularında da daha fazla adım atıyor.

CDP, 2023 yılından bu yana kurumsal soru seti kapsamında şirketlerden plastik verilerini raporlamalarını talep ediyor. Ellen MacArthur Foundation'ın Global Commitment girişiminden yararlanılarak geliştirilen plastik soruları, şirketlerin plastikle ilgili etkilerini ve risklerini daha kapsamlı biçimde değerlendirmelerine olanak sağlıyor.

Rapor, plastik konusunda kurumsal şeffaflığın giderek arttığını gösterirken, döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin hızlandırılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu da ortaya koyuyor.

Raporda Öne Çıkan Bulgular

Plastik raporlaması hızla yaygınlaşıyor

2025 yılında CDP aracılığıyla plastik verilerini raporlayan şirket sayısı 4.262'ye ulaşarak rekor seviyeye çıktı. Bu rakam, plastiklerin ilk kez CDP soru setine dahil edildiği 2023 yılına kıyasla %44'lük bir artışa işaret ediyor.

Bu şirketlerin toplam piyasa değeri 26,3 trilyon ABD dolarına ulaşırken, söz konusu değer küresel piyasa değerinin %18,3'ünü temsil ediyor. Bu gelişme, plastiklerin şirketler açısından giderek daha önemli bir risk ve fırsat alanı olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
 

Politika araçları şeffaflığı destekliyor

Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (Extended Producer Responsibility – EPR) politikalarının uygulandığı ülkelerde raporlama oranları daha yüksek seyrediyor. Güney Amerika'da EPR politikalarına sahip ülkeler, 2025 yılında yapılan raporlamaların %96'sını oluştururken bu oran 2023 yılında %90 seviyesindeydi.
Bu durum, net ve uyumlu politika sinyallerinin şirketlerin şeffaflık uygulamalarını hızlandırabileceğine işaret ediyor.

Daha fazla şirket plastik hedefleri belirliyor

2025 yılında şirketlerin %77'si plastik ayak izini azaltmaya yönelik hedefler belirlediğini veya önümüzdeki iki yıl içinde hedef belirlemeyi planladığını bildirdi. Bu oran 2023 yılında %61 seviyesindeydi.En yaygın hedefler plastik ambalajlara odaklanırken, mikroplastiklere ilişkin hedeflerin daha sınırlı olduğu görülüyor. Bununla birlikte, önemli sayıda şirketin hâlâ hedef belirlememiş olması ve hedeflerin niteliği ile ölçülebilirliğinin geliştirilmesi gerekliliği dikkat çekiyor.

Değer zinciri görünürlüğü artıyor

Plastiklerin değer zinciri içerisindeki hareketlerini haritalandıran şirket sayısı 2023 yılında 1.233 iken, 2025 yılında 4.250'ye yükseldi. Bu artış, şirketlerin tedarik zinciri girdilerini, ürünlerin kullanım sonrası etkilerini ve geri dönüşüm kapasitesine ilişkin olası darboğazları daha iyi anlamaya yönelik çalışmalarını yansıtıyor.

Plastik kaynaklı risklere ilişkin farkındalık güçleniyor

2025 yılında kuruluşların %44'ü plastikle ilişkili riskleri tespit ettiğini raporlarken, bu oran 2023 yılında %13 seviyesindeydi. Özellikle daha gelişmiş düzenlemelere ve zorunlu raporlama uygulamalarına sahip bölgelerde risk farkındalığının daha yüksek olduğu görülüyor.
Bu bulgu, politika çerçevelerinin uyumlaştırılmasının ve piyasalara yönelik beklentilerin netleştirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Şirketlerin plastik etkilerine ilişkin daha kapsamlı veri sunması, hem yatırımcıların hem de politika yapıcıların daha sağlıklı kararlar almasına katkı sağlarken, döngüsel ekonomiye geçiş sürecini destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Türkiye'de şirketler plastik etkilerini daha yakından izlemeye başlıyor

CDP Türkiye 2025 Climate and Nature Report'a göre, Türkiye'deki şirketler plastik yönetimi konusunda önemli adımlar atmaya başlıyor. Şirketlerin %54'ü plastikleri değer zinciri boyunca haritalandırmış veya haritalandırma çalışmalarını sürdürüyor; buna ek olarak %18'i önümüzdeki iki yıl içinde bu çalışmaları başlatmayı planlıyor. Bu gelişmeler, şirketlerin plastik akışlarını, kullanım alanlarını ve döngüsellik fırsatlarını daha iyi anlamaya yönelik çabalarının güçlendiğini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte, plastiklerin kurumsal stratejilere entegrasyonunda hâlâ gelişim alanları bulunuyor. Rapora göre şirketlerin yalnızca %34'ü plastikle ilgili hedeflere sahipken, %65'i henüz plastik kaynaklı risk tanımlamadığını bildiriyor. Bulgular, plastik konusundaki farkındalığın ve veri toplama çalışmalarının arttığını gösterirken, risk yönetimi, hedef belirleme ve stratejik entegrasyon alanlarında daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor.


Rapora ulaşmak için lütfen tıklayın.