COP31 hazırlıkları kapsamında, İLBANK ve Dünya Bankası Grubu iş birliğiyle düzenlenen “Building Resilient Cities: From Policy Ambition to Investable Action” etkinliği, 19 Ekim 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. CDP Türkiye Ülke Direktörü Mirhan Köroğlu Göğüş’ün de katıldığı etkinlikte, kentlerin iklim değişikliği karşısında dayanıklılığını güçlendirecek yatırımların ölçeklendirilmesi ve bu yatırımların uygun finansman ve teknik destek mekanizmalarıyla buluşturulması ele alındı.
Toplantıda öne çıkan başlıklar, CDP’nin çevresel raporlama deneyimi perspektifinden değerlendirildiğinde üç temel konu öne çıkıyor. Bunlardan ilki, mevcut çevresel verilerin yatırım kararlarına daha güçlü biçimde entegre edilmesi. Şehirlerin iklim riskleri, uyum öncelikleri ve finansman ihtiyaçlarına ilişkin sağladığı veriler, yatırımların nerede ve nasıl önceliklendirilmesi gerektiğine ilişkin önemli bir kaynak sunuyor. CDP-ICLEI Track ve Adaptation & Action Explorer gibi araçlar da bu bilgilerin daha sistematik ve karşılaştırılabilir biçimde değerlendirilmesine katkı sağlıyor.
İkinci olarak, yatırım ihtiyacı ile yatırım yapılabilir proje arasındaki boşluğun kapatılması önem taşıyor. CDP’nin City Climate Finance Gap Fund ile yürüttüğü çalışmalar, özellikle erken aşamadaki projelerin belirlenmesi ve belediyelerin doğru teknik destek mekanizmalarına yönlendirilmesinin önemini ortaya koyuyor. Yalnızca finansmana hazır projelere odaklanılması, iklim kırılganlığı yüksek ancak proje geliştirme kapasitesi sınırlı şehirlerin geride kalması riskini beraberinde getiriyor.
Bir diğer önemli konu ise mevcut sistemler arasında daha güçlü bir bağlantı kurulması. Yerel iklim önceliklerinin ulusal politika ve finansman süreçlerine yansıtılması gerekirken, bu süreçlerin belediyeler üzerindeki raporlama yükünü artırmadan tasarlanması önem taşıyor.
CDP perspektifinden bakıldığında, SURFF ve Resilient Cities Country Platform yaklaşımının başarısı yalnızca harekete geçirilen finansmanın büyüklüğüyle değil; mevcut verinin ne ölçüde somut yatırım kararlarına dönüştürülebildiği, proje hazırlama kapasitesinin nasıl güçlendirildiği ve finansmanın iklim kırılganlıklarının en yüksek olduğu bölgelere ne ölçüde ulaşabildiğiyle de değerlendirilecek.
CDP Türkiye olarak, çevresel verilerin karar alma ve yatırım süreçlerine daha etkin biçimde entegre edilmesinin, proje geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesinin ve çok paydaşlı iş birliklerinin artırılmasının iklim dirençli kentlerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığına inanıyoruz.