Dünyanın dört bir yanında etkisini gösteren aşırı sıcaklıklar, etkili iklim çözümlerine duyulan ihtiyacın her zamankinden daha acil olduğunu ortaya koyuyor. İklim krizi derinleşirken ekosistemler zarar görmeye ve bozulmaya devam ediyor, bu da toplulukları iklim etkilerine karşı daha kırılgan hale getiriyor.
CDP'nin Nature for People and Places başlıklı yeni raporu, şehirlerin, eyaletlerin ve bölgelerin doğayı korumanın ve iklim değişikliğiyle mücadelenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini giderek daha fazla benimsediğini ortaya koyuyor. 80 ülkede ve tüm kıtalarda yer alan şehirler, eyaletler ve bölgeler tarafından raporlanan, 1,32 milyar insanı temsil eden verilere dayanan rapor, yerel yönetimlerin doğayı iklim eylemlerine nasıl entegre ettiğini inceliyor.
Raporda yer alan bulgular, doğa temelli çözümlerin giderek daha fazla öncelik kazandığını gösteriyor. Şehirlerin, eyaletlerin ve bölgelerin %55'i ekolojik restorasyon ve ağaçlandırma gibi en az bir doğa temelli çözümü hâlihazırda uygularken, iklim uyum hedeflerine sahip yerel yönetimlerin %70'i doğa temelli çözümleri önceliklendiriyor.
Rapor ayrıca, aşırı sıcakların 2025 yılında şehirler tarafından en yaygın bildirilen iklim tehlikelerinden biri olduğunu ortaya koyarken, doğa temelli çözümlerin toplulukların bu risklere karşı dayanıklılığını artırmada hâlihazırda önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Yeni Zelanda'daki Auckland'da cadde ağaçlarının yaygınlaştırılması, Kanada'daki Montréal'de suyun tutulması ve depolanması ile yeşil çatılar ve yaşayan duvarlar gibi çözümlerle dirençli altyapının güçlendirilmesi bu uygulamalara örnek olarak öne çıkıyor.
Kamu ve özel sektörün doğaya yaptığı yatırımlar; iklim uyumu, halk sağlığı ve yerel ekonomiler açısından önemli faydalar sağlıyor. Şehirler, eyaletler ve bölgeler için doğa artık yalnızca bir çevresel unsur değil; sağlık, dayanıklılık ve ekonomik güç için temel bir altyapı niteliği taşıyor. Artık asıl soru, doğanın iklim eylem planlamasının bir parçası olup olmaması değil, yerel yönetimlerin bu yaklaşımı ne kadar hızlı benimseyebileceği. Daha fazla bilgi için Nature for People and Places raporunu buradan inceleyebilirsiniz.